KAPİTALİZMİN ‘DAHİ’ ÇOCUKLARI

Çoğu üniliseye dönüştürülen üniversitelerimizin adayları olan değerli gençler, rekabetçi ve yarışmacı bir eğitim sisteminin salgın kısıtlamalarıyla birleşen psikolojik zorluklarıyla mücadele ederek kendiniz ve ülkeniz için iyi bir gelecek tasavvuruyla yoğun bir hazırlık sürecinden sonra, iki gündür TYT ve AYT’yle sınanıyorsunuz. Sınavlarla ilgili yorumlarınızdaki yaratıcılığa henüz hiçbir eğitim yazarı/uzmanı erişemedi. Geçmişte merkezi sınavların algoritmik ve örgütlü kopya rezaletini yaşamış ülkemizin sınav odaklı sistemine, genç yönetmen Nattawut Poonpiriya’nın Kötü Dahi’de kadraja aldığı Tayland eğitim sistemi üzerinden bakmak ister misiniz? Göreceğiniz kapitalizm virüsünün eğitime bulaşmış halinin bir parodisidir.

Kısa Bir Tayland Turu

İnsanlar birbirlerini selamlarken avuç içlerini birleştirip başlarını hafifçe öne eğiyorlar. LGBT bireylere geniş bir hoşgörü gösteriliyor, o kadar ki transseksüel ve travesti güzellik yarışmaları bile yapılıyor. Birini azarlamak, eleştirmek, kavga etmek çok ayıp. Gençler yaşlılara, fakirler zenginlere, öğrenciler öğretmenlere, küçükler aile büyüklerine saygı göstermek zorunda. Çocuklar da  ailelerine destek olmakla yükümlüler. Kral’ın lehinde ya da aleyhinde tek kelime etmek yasak. Sinemalarda film öncesinde ulusal marş eşliğinde Kral’ın fotoğrafları gösteriliyor, turist de olsan ayağa kalkacaksın!

Tayland

Yükseköğretim Kurumları Sınavlarından sonra izlemeyi önerdiğimiz filmimizi, gelenekleri hoşgörü ve yasaklarla dolu bir kültürden seçtik. Tayland’dayız, resmi adıyla Tayland Krallığı’nda. Hindiçin yarımadasının ortasında bir Güneydoğu Asya ülkesinde. 513.120 kilometrekare yüzölçümü, yaklaşık 70 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık 20. ülkesi. Batılı devletlerin Hindiçin’de kolonileştiremedikleri tek ülke ve bu, Tay halkı için büyük bir gurur kaynağı. Dili Tayca, dini Budizm, başkenti Bangkok, yönetim biçimi Parlamenter Monarşi. Dünyanın en büyük ikinci pirinç ihracatçısı ülkede tarım ekonomide %12 paya sahip ve işgücünün %50’sini istihdam ediyor. Sonra imalat sektörü geliyor.

Ekonomik göstergeleri ülkemizinkini andırıyor; ama gelir adaletinin işareti olan ‘gini katsayısı’ bizimkinden hallice: 0,378. Bizde son ölçülen gini 0,410. Yani gelir dağlımındı bizden adiller, ama eğitim eşitsizliğinde biz bir adım öndeyiz! Bu alanda bizimle yarışıyorlar; onların da sınav odaklı ve son derece rekabetçi, yarışmacı bir eğitimleri var. 4-7 yaş için okul öncesi eğitim isteğe bağlı. İlköğretim iki yıllık dönemlerle 8-14 yaş için toplam 6 yıl. Ortaöğretim iki çeşit: Alt ortaöğretim mesleki eğitime dönük ve 3 yıl; üst ortaöğretim akademik eğitime dönük, 2 yıl; devamında 2 yıl da üniversite öncesi eğitim var. Liseyi bitirmek için Ordinary (kolay) ve Advanced (zor) iki seçenekli NET sınavını (National Educational Test/Ulusal Eğitim Testi) geçmek gerekiyor. Yükseköğretime giriş de merkezi sınavla yapılıyor. 15 yaşına kadar eğitimi devlet sağlıyor, ama bizdeki gibi aileyi de eğitim harcamasına koşuyor. İyi öğrenci peşinde koşan özel okulları yaygın ve orada eğitim İngilizce.

Tayland sinemasında, son on on beş yılı saymazsak, kayda değer bir şey yok; fakat siz Tayland’ı mekân alan şu iki filmi mutlaka biliyorsunuz: Biri, Walter Lang’ın çektiği, 1956 ABD yapımı Kral ve Ben. Yul Brynner’in En iyi Erkek Oyuncu ve En İyi Film Müziği Oscar’ı var. Diğeri de 7 Oscar’lı, 1957 İngiltere yapımı, David Lean filmi Kwai Köprüsü. Filmi izlememişseniz bile ıslıkla çalınan marşı anımsayacaksınız. Bu kısa tanıtım, birazdan izleyeceğimiz filme hazırlıktı.

Bad Genius Afişi
Kötü Dahi/Bad Genius

Bugüne kadarki uluslararası en başarılı Tayland filmi 2017 yapımı Kötü Dahi’ye (Bad Genius) gelecek olursak, film vizyona girer girmez adından çok söz ettirdi ve şimdiden 10 ödülü, iki de adaylığı var. Kuşkusuz bir filmi aldığı ödüller iyi film yapmaya yetmez; kaldı ki bizim bu filmi seçmekte kullandığımız ölçüt, filmin sanatsal değerini asla ıskalamamakla birlikte, eğitimin belli bir boyutuna dikkat çeken bir temaya sahip olmasıdır. Nihayet Kötü Dahi’nin temel mesajı; yarışmacı, rekabetçi, sınav odaklı bir eğitim sisteminin insanî değerlere getirdiği yıkıma dairdir.  

Yönetmen Nattawut Poonpiriya mektepli ve 1981 doğumlu genç bir sinemacı. Kariyerine 2012’de 22. Tayland Ulusal Film Birliği En İyi Senaryo Ödüllü gerilim filmi Countdown’la (Geri Sayım) başlamış. Aslında reklamcı ve klip yönetmeni; hızlı geçişlerle seyircinin dikkatini sürekli uyanık tutmayı başaran bu deneyimini Kötü Deha’da bolca kullanıyor. Nattawut, Amerikan suç filmlerinin trüklerini ve soygun-şantaj filmlerinin dinamiğini eğitimdeki bir hırsızlık olayının kurgusuna aktarıyor.

Biz bir filmde “nasıl anlatılıyor”la birlikte “ne anlatılıyor” ve “sorun nasıl ele alınıyor”u önemsiyor; bu nedenle spoilerden çekinmeden olay örgüsünü yazabiliyoruz: Film, genel kültürü ölçen ve Uluslararası Üniversitelerin lisans bölümlerine giriş sınavı olan STIC’in kurum denetiminde ortaya çıkan, soruların birçok Asya ülkesine sızmasına neden olan kopya skandalı üzerinedir. Skandalın kahramanı lise son sınıf öğrencisi Lynn’in (Chutimon Chuengcharoensukying) sorgu sahnesiyle başlayan film, kronolojik zaman zincirini kıran bir geri dönüşle bizi, prestijli bir özel okulun kahramanımızla randevusuna, kayıt kabul gününe götürür.  

Lynn’e ait, başarılarla dolu bir öğrenci dosyası vardır okul müdürünün önünde: 1. sınıftan beri tüm notları A, 7. sınıftan 9’a kadar onur belgesi, bölge matematik yarışmasında birincilik, ulusal bulmaca şampiyonluğu; ayrıca sporda da bir dizi başarı ödülü… Okullar arasındaki rekabetin başarılı öğrencileri kapma yarışında çok önemli bir avantaj yakaladığını düşünen okul müdürü, gözleri parlayarak ellerini ovuşturur ve Lynn’in yanıtını bekler: “Okulumuzda okumak istiyor musun Lynn?”

Lynn, hemen yanıtlamak istemez; iki saniyede ayrıntılı bir muhasebe çıkarıverir önlerine. Bu okulda okumanın yol, yemek, okul malzemesi ve yeni forma masrafı gibi birçok başka girdiyi de beraberinde getireceğini, dolayısıyla bu yeni okulun babasına daha pahalıya mal olacağını söyler. Bu muhasebe okulun müdiresini büyüler. Bu dâhiyi kaçırmak istemez ve okula ücretsiz kabul eder Lynn’i, yanında yemek de bedava. Kapitalizm kapitalist dehayı sever!

Yönetmen Nattawut Poonpiriya
Üstat Lynn

10. sınıfta, akademik başarısı zayıf; ama müfredat dışı etkinliklerde iyi ve ilgi alanı tiyatro olan Grace (Eisaya Hosuwan) ile tanışır. Okul piyesinde oynamak için 3,25 not ortalaması kuralını koyan okul müdiresinden yakınır Grace. Oysa Lynn’e göre rol yapmak ders çalışmaktan daha zordur. Küçük bir matematik gösterisi Grace’in gözünde “Üstat Lynn” yapar onu ve bu sıfata tav olur; Grace’in özel öğretmenidir artık. Bu arada kısa kısa ileri geri sıçrayışlarla STIC’de yaşanan skandalın sorgusuna gider geliriz.

Özel derslerinde öğrencilere soruları sızdıran, kendisinden ders almayan öğrencilerden de zor sorularla intikam alan matematik öğretmeni Lynn’i öfkelendirir. Yönetmenin zaman zaman detay plan çekimi ve zamanı durma noktasına kadar yavaşlatan kurgusuyla, matematik sınavında silgiye yazdığı yanıtları ayakkabısının içinde Grace’e atar Lynn. Alnı boncuk boncuk terdir; ama silgiyle birlikte yeterli puanı da kapmıştır Grace! Bunu sevgilisi Pat’ın (Teeradon Supapunpinyo) evinde kutlamalıdırlar. Yüzme havuzu ve hizmetçisi olan evde, şampanyalı bir kutlama yapılır!

Kendisi gibi zengin ailelerin çocukları için para karşılığında Lynn’e kopya yardımı teklifinde bulunur Pat. Bu arada okulun velilerden yardım, bağış gibi gerekçelerle “hava parası” aldığını öğrenir Lynn: “Öğrenci Harcı” adı altında babasından da 200 000 baht alınmıştır. Bu nedenle, Pat’ın teklifini, yani onlara sınavlarda kopya vermeyi kabul eder. Kapitalist eğitim sistemini kendi silahıyla vuracaktır! Bunu, bazı klasik müzik parçalarının piyanoda çalınmasına dayanarak geliştirdiği “parmak vuruş sinyalleri”ne dayanan kolay bir algoritmayla gerçekleştirir. Birkaç başarılı uygulamadan sonra Lynn’in “müşterisi” çoğalır!

Bank (Chanon Santinatornkul) da okulun üst düzey öğrencisidir. Dürüst, gururlu, zeki, çalışkan; ama küçük bir çamaşırhane işleten yoksul bir ailenin ferdidir. Bank, Lynn’in ortak sınavdaki kopya organizasyonunu yanlışlıkla açığa vurur. Lynn itiraf eder ve okul bursuyla birlikte Singapur Elçiliği’nin vereceği burs şansını da kaybeder. Ama okulu para kazanmak için kullanmakla suçlanan Lynn, okul yönetimini öğrenciden para kazanmakla itham eder! Pat da bursluluk sınavına girmesini engellemek için tuttuğu bir çeteye Bank’ı dövdürür.

Öğrenci gençlerin davranışlarıyla sosyal arka plana dikkat çeken Yönetmen Nattawut, Hollywood tarzı bir soygun filmi gerilimiyle, eğitimde kopya aldatmacasına başvurmanın, kapitalizmin yarattığı ekonomik eşitsizliğin eğitime taşınması olduğunun altını çizer: “Biz para kazanacağız, onlar da yüksek not alacaklar! İki taraf da kazanıyor!” İşte kapitalizmin “kazan kazan”ı budur!

Ve STIC Sınavı

Lynn, Grace ve Pat’ın uluslararası lisans sınavı STIC için yalvarmalarına daha fazla dayanamaz ve bu büyük “kopya işini” kabul eder. Yediği dayakla burs sınavına girme şansı kalmayan Bank da gönülsüzce “işe” katılır. Aradaki dört saat fark nedeniyle sınava Sidney’de (Avustralya) girecekler, yüz sorudan ellisinin yanıtını Lynn, ellisininkini de Bank ezberleyip sınav bitince tuvalete sakladıkları cep telefonlarıyla Pat’a gönderecekler. Pat bu yanıtları kurşunkalemlerin barkodundaki çizgilerin inceliğine kalınlığına göre kodlayıp çoğaltacak, motosikletli bir ekip de bu kalemleri, “müşteri” öğrencilere sınava girmeden önce yetiştirecek. Plan budur.   

Bu sahnelerde agresif kamera hareketleriyle gerilimi doruk noktasına taşıyan genç yönetmen, yakın ve detay planlarla stresi görünür kılmayı başarıyor. Yüz çekimleri kopyacıların ruh hallerini dışa vururken kameranın yatayda kesintisiz panoramik, aşağı/yukarı ve ani zoom hareketleri; gerilim, korku, telaş duygularını seyircilerin etkili hissetmesini sağlıyor. Bu duygu dalgaları içindeki Lynn ve Bank’tan kuşku duyan sınav görevlileri, bu iki öğrenci hakkında kısa bir takipten sonra soruşturma başlatmakta gecikmeyecektir.  

Filmden
Arınma ve Arıtma Mesleği

Soruşturma sonunda uluslararası kopya organizasyonu açığa çıkar. Lynn, uluslararası üniversitelerden vazgeçip öğretmen olmaya karar verir. Bank, elçilik raporuyla okuldan atılır; Lynn’e müşterisi daha fazla olan GAT ve PAT sınavları için de “iş” teklifinde bulunur. Lynn “Hiçbir para bunu yapmaya değmez!” diyerek reddeder; kapitalizmle yaptığı, sert dövüş sporu olan Tayland boksunda abandone olmuştur; ringi terk eder…

Kopya algoritmaları bizdeki ÖSYM sınavlarının yöneticileri tarafından uygulananlar kadar matematiksel olmadığından ve Fethullaçı cemaat kadar iktidarla iç içe devlete yerleşmiş bir organizasyona sahip bulunmadığından, Taylandlı üçlü çete yakayı çabuk ele vermiştir. Yarışmacı ve yaralayıcı kapitalist sisteminin yarattığı “dahi”, sistemin olanaklarıyla elde ettiği silahı sisteme çevirince kelepçelenmiş ve sorguya alınmıştır: “Kopya şüphesi taşıyan STIC sınavları hakkındaki itiraflarını kaydetmek için buradayız. Hazır mısın?”

Lynn, arınmayı seçmiştir, yani öğretmenliği! Bu seçim çok önemlidir; zira öğretmenlik en kötü sistemde bile hâlâ bir arınma ve arıtma mesleğidir!

Sınav odaklı, rekabetçi eğitim sistemi ise kirletmeye devam ediyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.