“Anday Şiiri”nin Grameri

“Şair burada ne söylemek istemiş?”

Milas Belediyesi, Melih Cevdet Anday’ın yazları yaşadığı Ören’de 26 Ağustos’ta başlayan ve üç gün süren Melih Cevdet Anday Sempozyumu düzenledi. Halim Şafak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen sempozyumda ilk gün Melih Cevdet’in Anday’ın şair ve yazarlığı çeşitli yönleriyle incelenip tartışıldı. Sempozyum bildirilerinin yer aldığı Melih Cevdet Anday: ‘Rahatı Kaçan Ağaç’ kitabı okurlara dağıtıldı. Aşağıdaki metin, sempozyumda yaptığım konuşmadır.

Okumaya devam et ““Anday Şiiri”nin Grameri”

‘Cüney Tarkın’dan Cüneyt Arkın’a Fahrettin Cüreklibatır

“Cüney Tarkın”a gelince, o benim kuşağımın çocukluk ve ilk gençlik hayallerimizle birlikte toplumsal ve kişisel mümkünlerimizi düşsel düzeyde de olsa kanatlandırmış kahramanıydı. O kahraman, düşe kalka yürüdüğü sinema kariyerini, benim gözümde, 12 Mart döneminde Yılmaz Güney’e verilmiş bir ödülü siyasi gerekçelerle ondan alıp kendisine vermek isteyenlerin yüzüne fırlatıp atarak taçlandırmıştı. Sinemada da özel yaşamında da düşünsel duruşunda da ülkemizin yakın tarihi gibi kıyıları mutedil, açıkları kaba dalgalı bir denizdi.

Okumaya devam et “‘Cüney Tarkın’dan Cüneyt Arkın’a Fahrettin Cüreklibatır”

‘Sosyal Felsefe’ye Doğru

“FELSEFE NEDİR, NE DEĞİLDİR?”

Doğru düşünme araç ve yöntemlerini topluma kazandırmak, felsefeyi belli ölçüde sosyalleştirmek ve belli bir esneklik içinde çocuklara, gençlere, yaşlılara, çalışanlara, çalışmayanlara, herkese iletebilmek önemlidir. Değilse eleştirel düşünme yoluyla bireysel, toplumsal sorunlarımızı çözmekte; etik, estetik, politik ilkelerimizi belirlemekte; ülkemiz adına yapacağımız siyasal tercihlerimizin doğruluğunu sınamakta yetersiz kalacağımız kaçınılmaz bir gerçektir.

Okumaya devam et “‘Sosyal Felsefe’ye Doğru”

Ölç/me Değerlendir/me

Her yılın haziran ayında izlediğimiz bir film, bugün bir kere daha vizyona giriyor: Üniversite adaylarımızın, yüreklerinde küt küt atan bir heyecan ve telaşlı adımlarla, yakınlarının dudaklarında onlar için ettikleri dualarla sınav merkezlerine koşturma sekansıyla açılan bu filmin önceki bölümlerini, kısa fragmanlarla anımsayalım istedim; her şeye rağmen adaylara başarılar dileyerek…

Okumaya devam et “Ölç/me Değerlendir/me”

“Adam Öldürmeyi Oyun mu Sandın?”

ELEPHANT/FİL

Tarih 25 Mayıs 2022, yer Teksas. Robb İlkokulu’na saldıran 18 yaşındaki Salvador Ramos, 19’u çocuk ikisi öğretmen 21 kişiyi öldürdü. Eğitim mekânlarına yönelik katliamların ABD’de bu denli yoğun olmasını sosyal psikologlar, Başkanların bireysel silahlanma yanlısı politikalarına,  ekonomistler silah sektörünün ve ona bağlı lobinin kâr paylı ilişkilerine dayandırırlar. Sanatçılar ve dolayısıyla sinemacılar, olguyu daha farklı bir biçimde ele alırlar, tıpkı Columbine Lisesi’ndeki katliamı beyaz perdeye taşıyan Gus Van Sant’ın Elephant (Fil)minde yaptığı gibi.

Okumaya devam et ““Adam Öldürmeyi Oyun mu Sandın?””

Erkan Yücel Tiyatrosu

Dünya Tiyatrolar Günü

Uluslararası Tiyatrolar Birliği’nin  (ITI) 9. Konferans’ında dile getirilen ‘Tiyatrolar Günü’ düşüncesi, 1962’de Paris’teki Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) açıldığı 27 Mart için kabul edildi. Güne ilişkin ilk evrensel bildiri aynı yıl Fransız yönetmen Jean Cocteau tarafından kaleme alındı. Bu yıl ülkemizde ulusal bildiriyi tiyatro eleştirmeni Seçkin Selvi yazdı: “Çünkü tiyatro insanlığın dünyaya açılan gözüdür.” Bu günde tiyatroyu halkın gözü kulağı kılma mücadelesinin büyük sanatçısı Erkan Yücel’i anımsamamak mümkün değil.

Okumaya devam et “Erkan Yücel Tiyatrosu”

“Korkma!”

İstiklal Marşı’nın Kabulünün 101. Yılı

Vatan türkümüz, 101 yıldır bize “Korkma!” diyerek sömürgecilik karşısında ulusal bağımsızlığımızı korumak, iki ayağımız üstünde durabilmek görev ve cesaretini veriyor. Ulusumuz 101 yıl önce “Korkma!”dı, 101 yıl sonra da korkmayacaktır!

Okumaya devam et ““Korkma!””

Ankara’nın Salih Bolat’ı

Salih Bolat’ın 40 yıllık şiir serüvenini iki dönemde okuyabiliriz: İlki, biçimde anlatımsallığın öne çıktığı, temada sosyal görüngülerin önde, bireyin hemen arkada olduğu, Gece Tanıklığı’na (2000) kadar devam eden Ankara Dönemi. İkincisi, tahkiyenin yoğun bir imgesellik kazandığı, bireyin önde, sosyal temaların hemen arkada olduğu İstanbul Dönemi.

Okumaya devam et “Ankara’nın Salih Bolat’ı”

Zamansız Zaman

Duvar takviminin 365. yaprağını kopardığımız bu gün, yeni yıl nedeniyle, takvimleştirilmiş yaşamımız ve “zaman” üzerine düşünebiliriz bu iki parçalık yazıda. İlkinde “zaman”ı bilimsel bir terim ve felsefi bir kavram, ikincisinde şiirimizin bir teması olarak örnekleriyle ele alabiliriz mesela.

Okumaya devam et “Zamansız Zaman”