Dünyayı Sanatla Değiştirmek

MANİFESTO

Julian Rosefeldt, Manifesto adlı kurgusal belgeselinde 20. yüzyıla ait 60 kadar sanat bildirisini tek bir manifesto haline getiriyor ve bize yüzyılımızın ilk sanat manifestosu olarak, kapitalizmin kültür krizinin yarattığı postmodernist algı manipülasyonunda sanatın vazgeçilmezliğini, toplumsal ve bireysel dönüştürücü etkisini bir kez daha anımsatıyor.

Okumaya devam etDünyayı Sanatla Değiştirmek

Hayata Sanatla Tutunmak

Limelight/Sahne Işıkları

“O, düztabanları üzerinde kuğu gibi salınan bir hayalperest; yolunu bulamayan, itilmiş öksüz bir çocuk; yaşadığı için özür dileyen, dokunaklı, kafa karıştırıcı bir gülümseme; halk masallarında hor görülen, kralın tahta en son geçecek küçük oğlu… Sanatının tüm dünya halklarına seslenen sevincinin ve tatmininin bilmecesidir bu. ‘Küçük düşürülenlerin ve hakarete uğrayanların’ zafer dolu devrimcisi”ni ölümünün 45. yılında sevgiyle selamlıyoruz.

Okumaya devam etHayata Sanatla Tutunmak

“Hem o hem o” Sentezi

Cenneti Beklerken

Derviş Zaim, Cenneti Beklerken, Cumhuriyet kültürüyle Osmanlı’nın kadim kültürü arasında kurulmuş asma köprüde “Ya o ya o değil, hem o hem o!” diyerek bir o yana bir bu yana sallanıyor. Oysa “Bize 150 yıldır modernleşme adı altında başkalarının hikâyeleri anlatıldı.” sözleriyle Cumhuriyet aydınlanmasını hedef alan Saray sözcüsü İbrahim Kalın sadece birini işaret ediyor: Yeni Osmanlı kültürünü…

Okumaya devam et ““Hem o hem o” Sentezi”

Farsça Dersleri’nde Dil Oyunları

Umudun Dili

Hiç bilmediğiniz bir dili, o dil sizin anadilinizmiş gibi davranıp hiç bilmeyen bir başkasına öğretebilir misiniz? Yanıt vermeden önce iyi düşünün, iki seçeneğiniz var çünkü: Ya bunu başaracaksınız ya da öleceksiniz! Faşizm işte bu denli acımasız, akıl ve insanlık dışı…

Okumaya devam etFarsça Dersleri’nde Dil Oyunları

Sinemacı Halk Adamı Nakıp Ali

Sinema Bir Mucizedir

Nakıp Ali, 1897 Gaziantep doğumlu, Kurtuluş Savaşı’nda Antep savunmasının “Bombacı Ali”si. Gaziantep’in Alleben akarsuyundan sonra ikinci simgesi. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra, 1924’te, elektriğin bile olmadığı Antep’te ilk sinema salonunu kurdu ve şehre ilk filmi getirdi. Onu Ülkü Tamer anılarından öykülerine, Başar Sabuncu ve Memduh Ün de sinemaya taşıdı. Ben onların yalancısıyım!

Okumaya devam et “Sinemacı Halk Adamı Nakıp Ali”

Öğretmene Saygı Duruşu

MORRIE’YLE HER SALI

UYARI: Bu yazının konusu olan Mick Jackson’un Morrie’yle Her Salı adlı filmi , Mustafa Kemal Atatürk’ün, kariyer basamakları sınavıyla “Başöğretmen” olduğunu sanan, öğrencileri ve öğretmenleri kapitalizmin temel dinamiği olan acımasız bir rekabetin içine iten, onları dörtten seçmeli sınavlarla yarıştırıp sınıflandırarak nesneleştiren eğitim yöneticileri için sakıncalıdır!

Okumaya devam et “Öğretmene Saygı Duruşu”

Öğretmenin Hayatla Sınavı

Çürümeye yüz tutmuş kapitalizmin öğretmen için son icadı, onu “Öğretmenlik Meslek Yasası”nın hiyerarşisine ve performans sistemi içine sıkıştırmaktır. “Gönül Yarası”nda, sona erenlerin, yitip gidenlerin yönetmeni Yavuz Turgul, gönlü yaralanan, eridikçe aydınlatan bir mum gibi yanan öğretmene ağıt yakıyor. Cumhuriyet öğretmeni bu ağıtı, destana çevirecektir kuşkusuz!

Okumaya devam et “Öğretmenin Hayatla Sınavı”

Picasso’yla Resim Yolculuğu

Picasso’nun Gizemi

“Bir sanat eseri, insanı etkilemeli… Onu kışkırtmalı ve sarsmalı.”  diyen Pablo Picasso 141 yaşında. Resim tarihinin en ünlü iki tablosundan biri olan Guernica’yı işaret ederek ‘Bunu siz mi yaptınız?’ diye soran Nazi subayını, ‘Siz yaptınız!’ diye yanıtlayan bu dâhi/deli’yi anlamak için Henri-Georges Clouzot’un, ünlü ressamın doğaçlama yaratma sürecine tanıklık etmek için, yine aynı doğaçlama çekimle kotardığı belgesel iyi bir fırsat.

Okumaya devam et “Picasso’yla Resim Yolculuğu”

Sinema ‘Ses’leniyor…

Singin’ in The Rain/Yağmurda Şarkı Söylemek

Alan Crosland, sinema sanatının bilinen ilk sesli filmi The Jazz Singer’i (Caz Şarkıcısı), 95 yıl önce çekti. Film, 6 Ekim 1927 yılında vizyona girdi. Girince de Macar estetisyen Béla Balázs’ın dediği gibi “İşte o zaman korkunç bir şey oldu: Duyulan sözlerin inanılmaz abesliği, bakış ve jestlerin insani derinliğini silip süpürdü.” Sinemanın bu ‘ses’lenme sürecini Gene Kelly ve Stanley Donen imzalı Singin’ in The Rain’de izleyebiliriz:

Okumaya devam et “Sinema ‘Ses’leniyor…”

Sinemada Devrim, Devrimde Sinema

Le Redoutable / Godard ve Ben

13 Eylül 2022’de Jean-Luc Godard, İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin etkisiyle Fransa’da başlayıp dünya sinemasını etkileyen Yeni Dalga (La Nouvelle Vague) akımının kurucularından senarist ve yönetmen Jean-Luc Godard‘ı (91) ötenazi marifetiyle öldürdü. Belki de o, Doğu Rüzgârı’nın çekiminde, “Tamam çocuklar, çoğunluğa katılıyorum!” dediğinde öldürmüştü kendini, içindeki devrim idealiyle birlikte! Ayrıntılarını Michel Hazanavicius’un Godard ve Ben filminde bulabiliriz...

Okumaya devam et “Sinemada Devrim, Devrimde Sinema”