Metnin Kuruluşu ve Yıkılışı

KİL TABLETTEN SİLİKON TABLETE

İnsanlığın, yazının ve metnin kuruluşuna yüzyıllardır verdiği yoğun emek, günümüzde kapitalizmin tutulduğu kültür kriziyle boşa düşmüş görünüyor. Kriz, yazarı da yazıyı da düşünceyi de dağıtıp göz gözü görmez bir toz bulutuna çeviriyor! Kil tabletlerde kurucu bir kekelemeyle başlayan yazı uğraşı, silikon tabletlerde yıkıcı bir postmodern kekelemedir artık!

Okumaya devam et “Metnin Kuruluşu ve Yıkılışı”

HAYSANED 5. Yılında

MUSTAFAPALA.BLOG
Hayat Sanat Edebİyat


Mart 2020’de yedi kategoride başladığımız yayının 5. yılında toplam 292 yazıya ulaştık. Yazılarımızın 7’si Yaşam, 16’sı Şiir, 35’i Edebiyat, 47’si Dil, 48’i Eğitim, 52’si Güncel ve 87’si Sinema kategorisinde yer aldı ve her yazı ilgili olduğu ortalama 40 facebook grubunda paylaşıldı.

Yazılarımızı okuyup paylaşan, yorumlarını esirgemeyip değerlendirme veya eleştirileriyle katkı sunan, üçüncü kişilerin bilmesini istemeyip gruplarında sessiz kalan, düşüncelerimize katılmamakla yetinmeyip yazılarımızla ilgili savcılıklara şikayet dilekçesi yazmaya üşenmeyen tüm takipçi ve okurlara teşekkür ederiz.

mustafapala.blog

https://www.instagram.com/haysaned

https://www.instagram.com/mustafaapala_

Gorgias’tan Günümüze Retorik

Halkı ikna ve inandırmaya şiddetle ihtiyaç duyulan seçim dönemlerinde, kişisel çıkarlarını toplum yararının önüne koyan politikacıların seçim kampanyalarında retorik, Aristoteles’in yükselttiği ‘etkili iletişim stratejisi’ derecesinden Gorgias’ın dilindeki ‘kandırma aracı’ derekesine düşüvermektedir.

Okumaya devam et “Gorgias’tan Günümüze Retorik”

Şiir Mitinin Sonu

PATERSON

Bugün, ilk kez 1999 yılında UNESCO tarafından ilan edilen ve dünya çapında kutlanan 21 Mart Dünya Şiir Günü. Bu günü fırsat bilerek özel, mükemmeliyetçi, mitsel ve göksel şiiri yeryüzüne indirip dünyasallaştırabilir; eşitlikçi ve adil olamayan sosyal sistemin yarattığı geleneksel kültürün egemen algı kalıplarını, minimalist Jim Jarmusch’un Paterson filmiyle yıkabiliriz.

Okumaya devam et “Şiir Mitinin Sonu”

Karşı Kültürün Antikahramanı Bukowski

EDEBİYATTAN SİNEMAYA: FACTOTUM

Kendini tüketişinin 30. yılında Charles Bukowski’yi anarken düşünmeden edemedim: Eğreti de olsa muhalif bir duruşu olan yazar, mücadelesini, “Hangi kişisel güzellik, toplum güzelleşmeden kalıcı olmuştur ki?” sorusunu haklı çıkaracak tarzda sürdürdü. Oysa Edip Cansever yanılmış olamazdı: “Gülemiyorsun ya, gülmek / Bir halk gülüyorsa gülmektir…”

Okumaya devam et “Karşı Kültürün Antikahramanı Bukowski”

Kadın Şairlerimiz

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Hak, adalet ve eşitlik mücadelesinde canını ortaya koymuş kadınların, hatta depremden saatler sonra enkaz altından çıkarılan acılı kız çocuklarının resimlerini tişörtlere, kupalara, fularlara basarak metalaştıran ve yıllardır sömüren kapitalist sistemle ve kadınlarımızı cinsel bir nesneden ibaret görüp eve kapatan, sosyal yaşamdan koparan gerici, yoz ahlakla mücadele etmeden “Dünya Kadınlar Günü” kutlanamaz!

Okumaya devam et “Kadın Şairlerimiz”

Makinistiniz Uyumuyor!

CINEMA PARADISO/CENNET SİNEMASI

Toto, “Hiçbir şeyini sevmiyor musun makinistliğin?” diye üsteleyince; Alfredo mesleğini dayanılır, hatta cazip kılan nedeni söyler: “Zamanla alışıyorsun ve bazen de salon silme dolduğunda, insanların güldüğünü duyuyorsun, sen de mutlu oluyorsun. Onları güldüren senmişsin gibi dertlerini, sıkıntılarını unutuyorsun…” Cinema Paradiso, sinema sanatının bu ağır işçilerine, makinistlere bir ağıttır ki onlar sanat aşkları ve insanlık sevgisiyle bu ağıtı hak etmişlerdir.

Okumaya devam et “Makinistiniz Uyumuyor!”

Maymun Davası

Eğitim, Cumhuriyet yıkıcılığının girebileceği en elverişli kapıdır. Bakan, imzaladığı protokollerle tarikatları resmî olarak eğitime dahil etti. Böylece imamların camilerden sonra çalışma mekânları okullar oldu. Evrim Kuramı, müfredattan çıkarılınca, yerinde kalan boşluğun, okullara atanan imamların ayetlerle ve hadislerle anlatabilecekleri bir teoloji konusu olan Yaratılış Kuramı’yla doldurulacağı belliydi; tıpkı 99 yıl önce Amerika’da olduğu gibi…

Okumaya devam et “Maymun Davası”

‘Anlam’ın Yapısökümü

Herhangi bir “şey”in anlamı, açtıkça yayılan bir yapıya sahiptir. O yapıda her parça, kendisinin yokluğunda eksik kalan bir anlamı tamamlar. Gramer sadece dile ait bir kurallar bütünü değil; yaşamın ve “şey”lerin yapısını kuran bir iskelettir. Anlam kurmak o iskelet üzerine bir yapıyı inşa etmekse; anlamak, o yapıyı sökmektir!

Okumaya devam et “‘Anlam’ın Yapısökümü”

Devlet-Sanat İlişkisi Bağlamında

BAŞKALARININ HAYATI/DAS LEBEN DER ANDEREN

Sanat-devlet ilişkisine, sanatı dışlayan Platoncu ve destekleyen Aristotelesçi yaklaşım, yüzyıllarca etkili oldu. Artık günümüzde sanatı ve sanatçıyı önemsizleştiren, olumsuzlayan, hatta yasaklayan Platoncu sanat karşıtlığının yerini; dinsel ideolojilerin sınırlamaları, kapitalizmin tüketim odaklı yaşantısının yozlaştırıcı etkisi ve postmodernist kültürün yapıcılık içermeyen yıkıcılığı aldı.

Okumaya devam et “Devlet-Sanat İlişkisi Bağlamında”