EŞİTSİZLİKLERİN EŞİTLİĞİ

26-27 Haziran 2021, 2 600 000 üniversite adayının geleceklerine atacakları adımın önemli bir tarihi. Yarışa kimileri okulsuz, kimileri kurs, özel okul ve derslerle hazırlandılar. Salgın döneminde eşitsizliklerin arttığı bir süreçte ülkemizde iktidarın kamusal görev alanından çıkarıp attığı eğitim, piyasanın kucağında onun insafına terk edildi. Bu nedenle ekonomik göstergelerle eğitim göstergeleri arasında şaşmaz bir paralellik bulunuyor. “Gini katsayısı” açısından baktığımızda bu paralelliği çok net görebiliyoruz. Eğitim göstergelerimiz, toplumumuzun yaşadığı ekonomik eşitsizliğin bir aynası gibi: Ekonomide eşitsizlik eşittir eğitimde eşitsizlik!

Okumaya devam et “EŞİTSİZLİKLERİN EŞİTLİĞİ”

Bir Haziran Öyküsü

 Güneşte gölgesini,
 Rüzgârda yaprağının sesini
 Satamayınca kesti ağacı kökünden kapital…
 Ve İstanbul, isyanbuldu böylece
 Sekiz haziran önce.
  
 Sekiz haziran önce,
 Benim ıssız ve mağrur ülkem,
 Kıyameti kopardı bir dal cumhuriyet için…
 Öyle güzel oldu ki sinirlenince 
 Otuz gün, otuz gece.
  
 Otuz gün, otuz gece 
 Bulaştı cesaret bir virüs gibi herkese,
 Duran adama, kırmızılı kadına, bir de meydana…
 Polise kitap okuyan gence,
 Üstü başı gaz içinde.
  
 Üstü başı gaz içinde,
 Mehmet, Zeynep, Ethem, Ali İsmail.  
 Düşlerinin düştüğü yerden hâlâ duman yükselir…
 Bir duman ki yükseldikçe
 Uzadı gitti geleceğe.
  
 Uzadı gitti geleceğe,
 Karanlığın içinden delip geçerken,
 İçli bir ezgi gibi söylendi Doksanıncı Yıl Marşı…
 Abdullah, Ahmet ve halkça 
 Işıklar sönüp yandıkça.
  
 Işıklar sönüp yandıkça,
 Yayıldı aydınlıkla karanlığın kavgası, 
 Bütün parklar yaz okulu, ama Berkin yine yoktu…
 Sustu rüzgâr ve susunca
 Kuşlar kondu ağaca.
  
 Kuşlar kondu ağaca,
 Dallar uzadı önce uyanır gibi uykudan
 Sonra bütün yapraklar yeşile boyadı kendini…
 Ve ağaç verdi herkese
 Güneşte gölgesini. 

Yabancı Dil Öğretimi – Yabancı Dilde Eğitim

Çağımızda yabancı dil öğretimi neden gereklidir, ama yabancı dilde/dille eğitim neden mümkün değildir? Bu dil yazımızın konusu, şu günlerde üniversite hazırlık çalışmalarının son düzeltmelerini yapma telaşı içindeki üniversite adaylarını yakından ilgilendiriyor.

Okumaya devam et “Yabancı Dil Öğretimi – Yabancı Dilde Eğitim”

“Anadil”de Eğitim ve “Anadili” Eğitimi

Bugün ortaokul son sınıf öğrencilerimiz lise eğitimleri için merkezi sınava girdiler; üç hafta sonra da lise son sınıf öğrencileriyle mezunlar, okuyacakları üniversiteleri belirleyecekleri YKS’ye girecekler. Hem bu merkezi sınavlar nedeniyle hem de küresel salgının, eğitimin okullara dönüşü engelleme gücünü yitirmeye başladığına inancımızın yükseldiği bugünlerde eğitimin temel araçlarından biri olan “eğitim dili”nin ‘siyasi hassasiyet’ içinde de olsa bir kere daha konuşulmaya başlandığına tanık oluyoruz.

Okumaya devam et ““Anadil”de Eğitim ve “Anadili” Eğitimi”

2021 Türkçe Yılı

Yunus Emre’ye de Türkçeye de kurulduğu günden beri ter döküp çalışan Cumhuriyet’ti; ama her ikisini de tarih boyunca dışlamış, hor görmüş bir geleneğin kalıtçıları “Yunus Emre’nin dili öz Türkçe değildir, İslami Türk dilidir.” diyorlar. Hem Türkçeyi ağdalı bir Arapça aksanıyla konuşuyorlar hem de Yunus’un “Bu dünya bir gelindir yeşil kızıl donanmış / İnsan böyle geline bakar bakar doyamaz” dizelerinde su gibi akan Türkçesini anlamıyorlar; ama “Bizim Yunus ve Türkçe Yılı” kutluyorlar!

Okumaya devam et “2021 Türkçe Yılı”

“Hayat Sanat Edebiyat” 2. Yılında

Küresel salgın nedeniyle evlerimize kapandığımız son on dört ay, kabul edelim ki yaşamımızda etkili değişiklikler yarattı. Yalnızlık hissimiz artar ve hareket alanımız sınırlanırken, varoluşumuza ilişkin sorgulamalarımız ve içsel yolculuklarımız çoğaldı. Bu nedenle belki ilk kez yazı, göçmeni olduğumuz bu dijital platformda doğal ve doğrudan bir iletişim gereksinimi olarak yaşamımızda yer aldı. “Hayat Sanat Edebiyat” işte bu doğallıkla doğdu ve 24 Mayıs 2021’de birinci yılını geride bıraktı.

Okumaya devam et ““Hayat Sanat Edebiyat” 2. Yılında”

Yunus Yunus Dedikleri… 3

2021 Yunus Emre Yılı’nda Yunus Emre konulu yazımızı, ona ilişkin âlim mi cahil mi, buğday mı nefes mi, Arapça mı Türkçe mi, molla mı derviş mi, divan şairi mi halk ozanı mı gibi daha çok edebi ve düşünsel yönüne ilişkin ikili sorulara odaklanarak tamamlıyoruz.

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 3”

Yunus Yunus Dedikleri… 2

“Yunus Yunus Dedikleri” başlıklı yazımızın ilk bölümünde Anadolu Türkçesinin büyük ozanı Yunus Emre’nin ele alınış biçimlerine ve hakkındaki kaynaklara değindik. Bu bölümde, Yunus’un yaşadığı Ortaçağ’ın sosyal ve kültürel iklimine bakıp Yunus’un yaşamına, kalıtına ve etkilerine değiniyor; hakkında tartışılan ikili soruları ele almaya başlıyoruz.

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 2”

Arafat’a Mektup

“Baba beyaz oyuncağım nerede?”

 yarası tuzlu sözümün, yarısı sevda fakat
 ben Türkiyeli şair, bin şiir sana Arafat!


 sevmenin uslusuyla öpmenin delisi
                        uyaklıdır iç içe
 ve yeni gelinle özgür Filistin.
 incecik kumaşlardan bir gömlek biçin 
 kum tanecikleri dolsun içime!


 en yoğun uçuşları, yani yorgun kuşları
                           ezberledin mi?
 kanat altlarında kurşun izleri.
 gök mavisi kadar serin o denizleri
 çıkar koynundan da çocuklara suuu n!
  
  
 Ariel Şaron öpemez kanadında rengini
                           güneş kuşunun,
 siklamenler susuz kalır saksıda.
 Türkçe menekşeler gönderdim sana,
 Arapçada “Filistin” dediğin senin!
  
  
 ten ölüm karası, çöl yağmur yakarısı
                          kum deryasında
 ve imgesi kavganın o kadar yalın.
 geriye sevişmek kalır kırımı alın,
 aşklar uzun kinlerin tel örgüsünde!
  
  
 yarası tuzlu sözümün, yarısı sevda fakat
 ben Türkiyeli bulut, bin yağmur sana Arafat! 

Bu mektup Arafat’a 40 yıl önce yazıldı, Şaron’a küfür niyetine! 40 yıl sonra mirasçılarına ulaşması dileğiyle yayımlanıyor!