Bir Sosyal Laboratuvar Olarak Okul

DIE WELLE/DALGA

1967’de California’da Cubberly Lisesinde Tarih Öğretmeni Ron Jones, öğrencilerine 2. Dünya Savaşı’yla ilgili bazı bilgileri aktardıktan sonra ekledi: “Çoğu Alman, 12 milyon insanın öldürüldüğünden haberdar değildi!” Öğrenciler bunun nasıl mümkün olabildiğini sorduklarında, öğretmenlerinden tatmin edici bir yanıt alamadılar ve öğretmen “yaparak yaşayarak öğrenme” yaklaşımıyla okulu laboratuvar olarak kullanıp bir sosyal deney yaptı.

Okumaya devam et “Bir Sosyal Laboratuvar Olarak Okul”

İki Annenin Eğitim Mücadelesi

Boyun Eğmeyeceğim / Won’t Back Down

Anneler Günü’nde biri öğretmen iki annenin, çocuklarının nitelikli eğitimi için yüksek bir bürokrat duvarını aşma ve eğitimin çürümesi kronikleşmiş içsel mekanizmalarıyla giriştikleri soluk soluğa bir mücadeleye tanık olmak isterseniz, Daniel Barnz’ın Won’t Back Down (Boyun Eğmeyeceğim) tam size göre. Dünyanın hiçbir yerinde annelerin hakkı ödenmez, Amerika hariç değil!

Okumaya devam et “İki Annenin Eğitim Mücadelesi”

Kırk Dokuz Yıl Önce Bugün…

Ölüm yıl dönümünde anneme bir Hıdırellez anması

Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda hüzün vardı,
kapkalın bir hüzün;
bir yanımızda düğün vardı,
ipince bir düğün!

Hüzün üç dalı kırdı, henüz çiçeklenmemiş;
Düğün türküyü sustu, dudaktan dökülmemiş!

Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda yaşam vardı,
yeşillenen bir yaşam;
bu yanımızda akşam vardı,
sabahı geç bir akşam!

Yaşam kapımızda asılı, üç söğüt dalı,
Akşam olmak bilmeyen, aşılmaz Sahra çölü!

Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda Hızır vardı,
ab-ı hayat içmiş Hızır;
bir yanımızda İlyas vardı,
denizlerden geçmiş İlyas!

Hızır ölümsüzlüğe ermiş, Gılgamış gibi,
İlyas’la buluşunca erir zaman kış gibi!

Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda ateş vardı,
henüz sönmemişti ateş;
bir yanımızda kor vardı,
daha yanmamıştı kor!

Ateş hüznü yakardı, Hıdırellez ateşiydi,
Kor bize ondan kaldı, ateşin kardeşiydi!

Kırk dokuz yıl önce bugün,
Yani daha dün…

Bir Çocuğun Soruları

kime sorsam susuyor
benimle büyüyor soru,
dizlerim yara bere
koşarken çocukluğumu:
aynı başladığı halde
neden farklı herkesin
herkesten yolculuğu?

anneme dedim: anne
niçin korkar krallar,
neden kuş uykuları,
kalın yüksek duvarlı
sarayların içinde,
emirlerinde bu kadar
askerler varken hem de?

benim babam fabrikada
bir masal kahramanı.
ter döker nakış nakış
kumaş kumaş düş diker.
neden giyemez bilmem,
bayramdan bayrama olsun
diktiği pantalonu?

öğretmenime göre biz
geleceğiyiz ülkemizin,
ağacın dalı gibi
ya da tomurcuğu çiçeğin
peki ama öğretmenim
kökümüze su verecek
bizim bugünümüz kim?

doktor derin nefes al,
fotoğrafçı tut diyor.
şair imgeleriyle
arıyor içimdekini,
bir bilsem bir anlasam:
kim bulup çıkaracak
düşümdeki dikeni?

Çocuk (H)aklı

Küçük Prens / Le Petit Prince

Fransız pilot, yazar ve şair Antoine de Saint-Exupéry, 6 Nisan 1943’te dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından birini yayımladı: Küçük Prens. Bir çocuğun gözünden yetişkinlerin dünyasına bakan yapıt, bugüne kadar 210 farklı dil ve lehçeye çevrildi. Opera, tiyatro ve şarkılara esin kaynağı olan hikâyenin, 12 sinema uyarlamasından biri Mark Osborn’un uzun metraj animasyonu. Çocukların Bayramı’nda, çocuklardan öğrenme deneyimi…

Okumaya devam et “Çocuk (H)aklı”

Toprağın Çocukları

Köy Enstitülerinin 82. yılı

Cumhuriyet aydınlanmasının eğitim atılımı olan Köy Enstitülerini 82. kuruluş yılında, değerbilir yönetmen Ali Adnan Özgür’ün, 2012 yapımı Toprağın Çocukları filmiyle selamlıyoruz. Çağdaş dünyanın eğitim alanında düştüğü her çıkmazda sarıldığı ve sarılacağı, “iş için, iş içinde eğitim” ilkesinin uygulandığı özgün bir eğitim deneyimiydi onlar; bugünün dört duvar arasına sıkışmış sistemine itirazları ve önerileri var!

Okumaya devam et “Toprağın Çocukları”

Dillerin Doğuşu

“Yaprak kımıldatmadan” atlattığımız 2021 Yunus Emre ve Türkçe Yılı, “Medyada Doğru Türkçe Kullanımı” için düzenlenen “görkemli bir ödül töreniyle” kapandı! Cumhurbaşkanı, törende yaptığı konuşmada “İslam başta olmak üzere bütün hak dinler, dilin insana Yüce Yaratıcı tarafından öğretildiğini bildirirler. Rahman Suresi’nde Rabbimizin insana düşünmeyi ve konuşmayı, Bakara Suresi’nde de Hazreti Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğrettiği buyurulmaktadır.” dedi.

Okumaya devam et “Dillerin Doğuşu”

Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine

TAARE ZAMEEN PAR

Mayısı gençlere kaptırdıklarından olmalı, nisan ayı en çok çocuklara yakışıyor. Çocuk Günü, Çocuk Haftası değil, Çocuk Ayı olmalı nisan! Şiirde, romanda, sinemada… dünyanın aynasında hüzünleri neşeleriyle, benzerlikleri farklılıklarıyla hep onlar var; yarışmacı/rekabetçi eğitim sistemlerinin odağında da. Çocukları “kazanmak”, “kaybetmek” gibi piyasa kavramlarıyla değil; “gelişmek”, “yetişmek” gibi pedagojik kavramlarla düşünmek gerekiyor.

Okumaya devam et “Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine”

Erkan Yücel Tiyatrosu

Dünya Tiyatrolar Günü

Uluslararası Tiyatrolar Birliği’nin  (ITI) 9. Konferans’ında dile getirilen ‘Tiyatrolar Günü’ düşüncesi, 1962’de Paris’teki Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) açıldığı 27 Mart için kabul edildi. Güne ilişkin ilk evrensel bildiri aynı yıl Fransız yönetmen Jean Cocteau tarafından kaleme alındı. Bu yıl ülkemizde ulusal bildiriyi tiyatro eleştirmeni Seçkin Selvi yazdı: “Çünkü tiyatro insanlığın dünyaya açılan gözüdür.” Bu günde tiyatroyu halkın gözü kulağı kılma mücadelesinin büyük sanatçısı Erkan Yücel’i anımsamamak mümkün değil.

Okumaya devam et “Erkan Yücel Tiyatrosu”

Yabancılaşma Engeli Olarak Şiir

Si/Poetry

21 Mart’ta halk şiirinin son temsilcisi Aşık Veysel öldü (1973), 40 Kuşağı’nın toplumcu şairi Cahit Irgat doğdu (1916). 21 Mart nevruz, yeni gün, doğanın uyanışı, bahar bayramı ve Nezaket Günü… Ama bizce 21 Mart, sadece Dünya Şiir Günü. Lee Changdong’un 2010 Güney Kore yapımı Si (Şiir, Poetry) adlı filmiyle nezaket timsali bir şair adayının peşinde, şiirin izini sürmenin, bireysel ve toplumsal etkileri üzerine düşünmenin tam zamanı.

Okumaya devam et “Yabancılaşma Engeli Olarak Şiir”