Söz enflasyonunda anlam pahalı ama her konuda durmadan konuşup hiçbir şey söylemeyenler de asıl düşüncelerini gizlemek için lafı dört döndürenler de dilin ekonomi ilkesinden haberli görünmüyorlar. Bunca gürültüde kimse kimseyi dinleyip anlamıyorsa, sesi kısmak, sözü kısaltmak gerek…
Okumaya devam et “Dilde Ekonomi ve Haiku”İki Venedik, İki Ölüm
EDEBİYATTA VE SİNEMADA
Aynı hikâye iki farklı yapıtta iki ayrı ideolojik düzlem yaratıyor: Venedik’te Ölüm, Thomas Mann’ın romanında alegorik bir yaklaşımla modern öznenin yabancılaşması ve kırılganlığına; Visconti’nin kadrajında burjuva kültürünün ve estetik ideallerinin güçlü bir görsel eleştirisine dönüşüyor…
Okumaya devam et “İki Venedik, İki Ölüm”Eğretileme Körlüğü
Ülkede derin bir eğretileme ‘körlüğü’ yaşandığı açık! Bu literalizm ya da kavramsal ‘kör nokta’ ‘hastalığı’ olasılığına karşı yazı boyunca eğretilemeleri ‘tek tırnağa’ alıyorum…
Okumaya devam et “Eğretileme Körlüğü”Özel Okulların Sessizliği
Eğitimin bir direniş ve aydınlanma alanı olmaktan çıkıp resmî ideolojinin onaylayıcısı konumuna gelmesi, ülkenin gelecekteki nitelikli insan kaynağı ve toplumsal barışı için en büyük tehditlerden biridir. Özel okulların ticari kaygıları, Cumhuriyet’in laik ve bilimsel eğitim mirasının önüne geçtiği sürece hem Cumhuriyet’in hem eğitimin yıkımı kaçınılmaz olacaktır.
Okumaya devam et “Özel Okulların Sessizliği”İran Sinemasının Kadın Çekirgeleri
FAEZEH AZİZKHANİ/MALAKH
Çekirge, İranlı kadınların hak arama mücadelesindeki çekingen cesareti gibi hem cesur hem kırılgan! Cesur, çünkü meta anlatısı ve otobiyografik derinliği onu özgün kılıyor, kadın sanatçıların mücadelesini hem kişisel hem de evrensel bir perspektiften aktarıyor. Kusurlu, çünkü diyalog yoğunluğu ve kaotik ritim, oldukça yorucu bir seyir deneyimi sunuyor.
Okumaya devam et “İran Sinemasının Kadın Çekirgeleri”Eğitimde ‘Sayısal-Sözel’ Ayrımını Aşmak
‘Sayısal-sözel’ ayrımı, insanın dünya ile kurduğu iki farklı ilişkisini ifade ediyor. Sayısal ilişki, dünyayı nesnel, ölçülebilir ve manipüle edilebilir bir yapı olarak ele alırken; sözel ilişki onu öznel, kültürel ve anlam yüklü bir bağlam olarak görüyor. Bu ikilik, disiplinlerarası bütünleşik kurguyu olanaksız kılarak eğitimi epistemolojik ve etik bir krize sokuyor.
Okumaya devam et “Eğitimde ‘Sayısal-Sözel’ Ayrımını Aşmak”Kısa Öykü, Uzun Hikâye…
Çok kısa öyküler, edilgin bir okumayı değil, etken, katılımcı bir okumayı gerekli kılıyor, okuru pasif bir alıcı olmaktan çıkarıyor ve anlamın ortak yaratıcısı yapıyor; okurun kendi deneyimlerini ve duygularını metne yansıtmasını gerektiriyor.
Okumaya devam et “Kısa Öykü, Uzun Hikâye…”Dijital Çağda Hakikat ve Eğitim
Çocuklarımız bilimden “hafifletilmiş” bir müfredatla, dijital çağda yaşadığımız dönüşümün bütün olumsuz etkilerine karşı dirençsiz kalıyor. Çözüm, algoritmik hakikat süreçlerinin farkında olan, bilgi akışlarını sorgulayan ve kendi bilişsel alanını savunabilen bir toplumsal özne yaratmaktır. Kuşkusuz bu eğitimle olacaktır.
Okumaya devam et “Dijital Çağda Hakikat ve Eğitim”Sanatın Özgürlük ve Özerklik Mücadelesi
TOUS LES MATINS DU MONDE / DÜNYANIN BÜTÜN SABAHLARI
Biri, saray müzisyeni olarak ün kazanmış, ancak bireysel ve sanatsal özgürlükten çok kraliyet protokolüne bağlı kalmış; diğeri, sarayın bir lütuf gibi sunduğu bu statüyü reddederek bağımsızlık ilan etmiştir. Bu iki sanatçı tavrı, birey-toplum, otorite-sanat ilişkisinin uyum ve çatışma içeren ikili bir yansımasıdır.
Okumaya devam et “Sanatın Özgürlük ve Özerklik Mücadelesi”Çocuk, Suç ve Ceza
Sorun, çocuğa verilecek cezayı artırmakla veya suç işledikten sonra onu topluma yeniden kazandırmakla çözülecek sığlıkta değil, daha derindir ve çözümü için önleyici, koruyucu, kamucu, eşitlikçi eğitim politikaları geliştirip uygulamayı gerektirmektedir.
Okumaya devam et “Çocuk, Suç ve Ceza”