Kadın Şairlerimiz

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Hak, adalet ve eşitlik mücadelesinde canını ortaya koymuş kadınların, hatta depremden saatler sonra enkaz altından çıkarılan acılı kız çocuklarının resimlerini tişörtlere, kupalara, fularlara basarak metalaştıran ve yıllardır sömüren kapitalist sistemle ve kadınlarımızı cinsel bir nesneden ibaret görüp eve kapatan, sosyal yaşamdan koparan gerici, yoz ahlakla mücadele etmeden “Dünya Kadınlar Günü” kutlanamaz!

Okumaya devam et “Kadın Şairlerimiz”

Makinistiniz Uyumuyor!

CINEMA PARADISO/CENNET SİNEMASI

Toto, “Hiçbir şeyini sevmiyor musun makinistliğin?” diye üsteleyince; Alfredo mesleğini dayanılır, hatta cazip kılan nedeni söyler: “Zamanla alışıyorsun ve bazen de salon silme dolduğunda, insanların güldüğünü duyuyorsun, sen de mutlu oluyorsun. Onları güldüren senmişsin gibi dertlerini, sıkıntılarını unutuyorsun…” Cinema Paradiso, sinema sanatının bu ağır işçilerine, makinistlere bir ağıttır ki onlar sanat aşkları ve insanlık sevgisiyle bu ağıtı hak etmişlerdir.

Okumaya devam et “Makinistiniz Uyumuyor!”

Maymun Davası

Eğitim, Cumhuriyet yıkıcılığının girebileceği en elverişli kapıdır. Bakan, imzaladığı protokollerle tarikatları resmî olarak eğitime dahil etti. Böylece imamların camilerden sonra çalışma mekânları okullar oldu. Evrim Kuramı, müfredattan çıkarılınca, yerinde kalan boşluğun, okullara atanan imamların ayetlerle ve hadislerle anlatabilecekleri bir teoloji konusu olan Yaratılış Kuramı’yla doldurulacağı belliydi; tıpkı 99 yıl önce Amerika’da olduğu gibi…

Okumaya devam et “Maymun Davası”

‘Anlam’ın Yapısökümü

Herhangi bir “şey”in anlamı, açtıkça yayılan bir yapıya sahiptir. O yapıda her parça, kendisinin yokluğunda eksik kalan bir anlamı tamamlar. Gramer sadece dile ait bir kurallar bütünü değil; yaşamın ve “şey”lerin yapısını kuran bir iskelettir. Anlam kurmak o iskelet üzerine bir yapıyı inşa etmekse; anlamak, o yapıyı sökmektir!

Okumaya devam et “‘Anlam’ın Yapısökümü”

Devlet-Sanat İlişkisi Bağlamında

BAŞKALARININ HAYATI/DAS LEBEN DER ANDEREN

Sanat-devlet ilişkisine, sanatı dışlayan Platoncu ve destekleyen Aristotelesçi yaklaşım, yüzyıllarca etkili oldu. Artık günümüzde sanatı ve sanatçıyı önemsizleştiren, olumsuzlayan, hatta yasaklayan Platoncu sanat karşıtlığının yerini; dinsel ideolojilerin sınırlamaları, kapitalizmin tüketim odaklı yaşantısının yozlaştırıcı etkisi ve postmodernist kültürün yapıcılık içermeyen yıkıcılığı aldı.

Okumaya devam et “Devlet-Sanat İlişkisi Bağlamında”

Tûtî-i Mu’cize Gûy

Bilim insanlarının söylediklerine göre, “insan türü olarak son ortak atamız bakımından papağanlara 318 milyon yıl uzak, şempanzelere ise 6 milyon yıl yakınmışız. Üstelik şempanzeler insanlardan sonra en zeki canlılarmış. Buna karşın konuşmayı etkileyen anatomi, sosyallik, beyin ve gen farklılıkları nedeniyle şempanzeler konuşamıyor; papağanlar ve bazı ötücü kuşlar ise konuşabiliyorlarmış.” Ama nasıl?

Okumaya devam et “Tûtî-i Mu’cize Gûy”

Sinemada Eğitim

Sosyal, kültürel, ekonomik, pedagojik tüm eğitim temaları, Sinemada Eğitim’de 41 incelemeyle bir araya geliyor. Kitapta, yönetimi, okulu, öğretmeni, öğrencisi, velisi ile tüm eğitim bileşenlerini yakından ilgilndiren, sınıf yönetiminden akran şiddetine, çocuk istismarlarından merkezi sınavlara, öğretmen-veli ilişkilerinden özel okullara… eğitimin saymakla bitmez sorunları, zengin deneyimlerin yansıdığı filmlerle inceleniyor.

Okumaya devam et “Sinemada Eğitim”

Fellini’nin Eleştirel Düşselliği

8 ½: KARNAVALDAN SİNEMAYA BİR METAFİLM

20. yüzyılın etkili ve yaratıcı yönetmenlerinden Federico Fellini, İtalyan sinemasının önemli temsilcilerinden biri. Vizyonu ve tarzı İtalyan sinemasıyla sınırlı kalmayıp diğer ülke sinemalarından yönetmenleri de etkiledi. 104. yaş gününde Fellini’yi ve onun insanları akıllısı delisiyle, zengini fakiriyle, yaşlısı genciyle eşitleyen karnaval sinemasını 8 ½ metafilmiyle selamlıyoruz.

Okumaya devam et “Fellini’nin Eleştirel Düşselliği”

Olmak ve Sahip Olmak

Toplumu düzeltmeye dilden başlayacağını söyleyen Konfüçyüs’ün, ‘neden-sonuç’ ilişkisini ters kurduğu anlaşılıyor; zira tarihsel akışta ‘neden’ toplum, ‘sonuç’ dil gibi görünüyor. Bir de “olmak” ile “sahip olmak” eylemleri arasında, büyük uyum toplumu ile sınıflı toplum arasındaki kadar fark olduğu…

Okumaya devam et “Olmak ve Sahip Olmak”

Birey mi Toplum mu?

HAYATIN KAYNAĞI/THE FOUNTAINHEAD

Birey, cam fanus içinde sosyalleşip kültürlenmiyor; bir toplumun içine doğuyor ve o toplumun her türlü kültürel varlığından etkileniyor; yarattığı etkiyle de toplumu değişime uğratıyor. Toplum, gelişme yönünde ilerletici rol üstlenen bireye ne kadar muhtaçsa; birey de sosyal, kültürel, sanatsal gıdayı alabilecek bir topluma o kadar mecburdur; Ayn Rand hariç değil!

Okumaya devam et “Birey mi Toplum mu?”