Vatanlarının her bir karış toprağını, saçlarının her bir telini canları pahasına savunan İranlı kadınlar ve dünyanın tüm emekçi kadınları için…
Okumaya devam et “Kadın Şairlerimiz…”Kadın Şairlerimiz…
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Hayat Sanat Edebiyat
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Vatanlarının her bir karış toprağını, saçlarının her bir telini canları pahasına savunan İranlı kadınlar ve dünyanın tüm emekçi kadınları için…
Okumaya devam et “Kadın Şairlerimiz…”GUGUK KUŞU, AKIL OYUNLARI, SYLVIA…
İkisi de bir sapma biçimi olan sanatsal yaratıcılık ile delilik arasındaki temel fark, sanatınkinin bilinçli, deliliğinkinin bilinçdışının zorlayıcı bir taşma olması. Sinema, bu ikisi arasındaki mesafeyi koruyarak onu romantikleştirmeden ama trajik hakikatini de inkâr etmeden anlatabilir; anlatabiliyor da zaten.
Okumaya devam et “Sinemanın ‘Deli’leri”Yapay Zekâ, deneme, makale, öykü, şiir gibi edebiyatın her türünde metinler üretebiliyor. Bu metinlerin kuşkusuz kendine özgü bir anlatımı, indirgenmiş anlamıyla bir üslubu var. O halde algoritmik anlatımın özellikleri neler ve bunun insan yazarlarınkinden farkı ne? Konu, ilgilenmeyi her gün biraz daha fazla hak ediyor.
Okumaya devam et “Algoritma Dili ve Edebiyatı”BLACK SWAN
Siyah Kuğu, yönetmenin niyetinden bağımsız olarak kapitalizmin sanat üzerindeki yıkımını gösterir: “Mükemmel sanat”, emek sömürüsünün doruğudur. Film, sistemin sanatçıyı öğüten çarklarının temsilidir: Sahne fabrika, sanatçı proleter, alkış artık değerdir ve bedeli can…
Okumaya devam et “Sinemanın “Siyah Kuğu”su”Söz enflasyonunda anlam pahalı ama her konuda durmadan konuşup hiçbir şey söylemeyenler de asıl düşüncelerini gizlemek için lafı dört döndürenler de dilin ekonomi ilkesinden haberli görünmüyorlar. Bunca gürültüde kimse kimseyi dinleyip anlamıyorsa, sesi kısmak, sözü kısaltmak gerek…
Okumaya devam et “Dilde Ekonomi ve Haiku”EDEBİYATTA VE SİNEMADA
Aynı hikâye iki farklı yapıtta iki ayrı ideolojik düzlem yaratıyor: Venedik’te Ölüm, Thomas Mann’ın romanında alegorik bir yaklaşımla modern öznenin yabancılaşması ve kırılganlığına; Visconti’nin kadrajında burjuva kültürünün ve estetik ideallerinin güçlü bir görsel eleştirisine dönüşüyor…
Okumaya devam et “İki Venedik, İki Ölüm”Ülkede derin bir eğretileme ‘körlüğü’ yaşandığı açık! Bu literalizm ya da kavramsal ‘kör nokta’ ‘hastalığı’ olasılığına karşı yazı boyunca eğretilemeleri ‘tek tırnağa’ alıyorum…
Okumaya devam et “Eğretileme Körlüğü”Eğitimin bir direniş ve aydınlanma alanı olmaktan çıkıp resmî ideolojinin onaylayıcısı konumuna gelmesi, ülkenin gelecekteki nitelikli insan kaynağı ve toplumsal barışı için en büyük tehditlerden biridir. Özel okulların ticari kaygıları, Cumhuriyet’in laik ve bilimsel eğitim mirasının önüne geçtiği sürece hem Cumhuriyet’in hem eğitimin yıkımı kaçınılmaz olacaktır.
Okumaya devam et “Özel Okulların Sessizliği”FAEZEH AZİZKHANİ/MALAKH
Çekirge, İranlı kadınların hak arama mücadelesindeki çekingen cesareti gibi hem cesur hem kırılgan! Cesur, çünkü meta anlatısı ve otobiyografik derinliği onu özgün kılıyor, kadın sanatçıların mücadelesini hem kişisel hem de evrensel bir perspektiften aktarıyor. Kusurlu, çünkü diyalog yoğunluğu ve kaotik ritim, oldukça yorucu bir seyir deneyimi sunuyor.
Okumaya devam et “İran Sinemasının Kadın Çekirgeleri”‘Sayısal-sözel’ ayrımı, insanın dünya ile kurduğu iki farklı ilişkisini ifade ediyor. Sayısal ilişki, dünyayı nesnel, ölçülebilir ve manipüle edilebilir bir yapı olarak ele alırken; sözel ilişki onu öznel, kültürel ve anlam yüklü bir bağlam olarak görüyor. Bu ikilik, disiplinlerarası bütünleşik kurguyu olanaksız kılarak eğitimi epistemolojik ve etik bir krize sokuyor.
Okumaya devam et “Eğitimde ‘Sayısal-Sözel’ Ayrımını Aşmak”