Siyaset dilinin, “meclisin yarısı” ve “halkın gelinleri”ne yönelik mekanizması, medyada 24 saatlik “son dakika” döngüsünde sürekli ve yeniden üretiliyor. Bu söylemin iletişim biçimiyle kıskıvrak yakalanan meclis ve toplum, çeyrek yüzyıldır bir cenderenin içinde kıvranıp duruyor!
Okumaya devam et “Meclisin Yarısı ve Halkın Gelinleri”Kategori: Dil
Dil Konularıyla İlgili Yazılar
Yunus Emre ve Shakespeare’de “Ben”
Bu karşılaştırmanın meramı, “Ben kimim?” sorusuna Doğu ile Batı’nın verdikleri iki farklı yanıtı, edebiyatın alt metinleri olarak dilin literal-mecaz kuruluşunda daha okunaklı kılmakla sınırlı. Belki tarihte ve günümüzde Doğu-Batı ilişkilerini daha doğru konumlandırmakla genişler!
Okumaya devam et “Yunus Emre ve Shakespeare’de “Ben””Deli Dili
Deli dilindeki sapmanın günlük dildekinden ne kadar “farklılaştığını” görmek için, Trump‘a (pardon ‘tramp’a) kadar gitmeden, yazıdaki örneklerden birini şu “normal”in cümlesindekiyle karşılaştırmak yetiyor: “Cumhurbaşkanı Yardımcısı: Tarım sektöründe %12,7 negatif büyüme gerçekleştirdik.” (Gazeteler)
Okumaya devam et “Deli Dili”Algoritma Dili ve Edebiyatı
Yapay Zekâ, deneme, makale, öykü, şiir gibi edebiyatın her türünde metinler üretebiliyor. Bu metinlerin kuşkusuz kendine özgü bir anlatımı, indirgenmiş anlamıyla bir üslubu var. O halde algoritmik anlatımın özellikleri neler ve bunun insan yazarlarınkinden farkı ne? Konu, ilgilenmeyi her gün biraz daha fazla hak ediyor.
Okumaya devam et “Algoritma Dili ve Edebiyatı”Dilde Ekonomi ve Haiku
Söz enflasyonunda anlam pahalı ama her konuda durmadan konuşup hiçbir şey söylemeyenler de asıl düşüncelerini gizlemek için lafı dört döndürenler de dilin ekonomi ilkesinden haberli görünmüyorlar. Bunca gürültüde kimse kimseyi dinleyip anlamıyorsa, sesi kısmak, sözü kısaltmak gerek…
Okumaya devam et “Dilde Ekonomi ve Haiku”Eğretileme Körlüğü
Ülkede derin bir eğretileme ‘körlüğü’ yaşandığı açık! Bu literalizm ya da kavramsal ‘kör nokta’ ‘hastalığı’ olasılığına karşı yazı boyunca eğretilemeleri ‘tek tırnağa’ alıyorum…
Okumaya devam et “Eğretileme Körlüğü”Kısa Öykü, Uzun Hikâye…
Çok kısa öyküler, edilgin bir okumayı değil, etken, katılımcı bir okumayı gerekli kılıyor, okuru pasif bir alıcı olmaktan çıkarıyor ve anlamın ortak yaratıcısı yapıyor; okurun kendi deneyimlerini ve duygularını metne yansıtmasını gerektiriyor.
Okumaya devam et “Kısa Öykü, Uzun Hikâye…”Nietzsche ve Anlamın Değişen Doğası
Sözcüklerin anlamında yaşanan dönüşüm olağanüstü bir hız kazandı; bir sözcüğün anlamı, Nietzsche’yi doğrularcasına kısacık bir sürede bütünüyle kayabiliyor. Türkçe ve İngilizcedeki örnekler, çağımızın ortak ve evrensel bir özelliğini gösteriyor: Anlam hızlı dolaşıyor, yüzeyselleşiyor ve ironikleşiyor…
Okumaya devam et “Nietzsche ve Anlamın Değişen Doğası”Can Yücel’in Ağzına Biber Sürmek!
‘Argo’nun paradoksu şu: Hem standart dilin duyguyu anlatmaya yetmediği yerde yedeğe koşuluyor hem de en çok sansürlenen dil formu! Başbakan Erdoğan da hakkındaki yolsuzluk iddialarını kanıtlayamayanlar için “İşte ben oraya üç nokta koyuyorum!” diyerek kendini sansürlemişti. Ama otosansüre karşı olanlar da var, CanYücel gibi… Konumuz argo.
Okumaya devam et “Can Yücel’in Ağzına Biber Sürmek!”Nefret Söylemi
Dilin yaralayıcı gücüne, kimlik inşasına ve egemen normları pekiştirmesine, güncel siyasi söylemde sıkça tanık olunuyor; çünkü iktidarlar, dil aracılığıyla siyasi rakiplerini ve muhalifleri ötekileştirip zayıflatmayı, güçlerini kalıcı kılmayı düşlüyorlar ama dil, o düşleri suya düşüyor durmadan…
Okumaya devam et “Nefret Söylemi”