Yalan ve Dil 3

“Evrensel Dilbilim”

Yusuf Aksu, arayıp bulamadığının tesellisini, dilini şivesiyle konuşan apartman hizmetlisi Cemile’de, onun dinlediği türkülerde, söylediği deyimlerde, ettiği küfürlerdeki doğal ve arı dilinde bulur. Onun ve Dostoyevski’nin “Budala”sındaki gibi edebiyat aracılığıyla dilin doğal olabileceğini kavrar. Cemile, insanın yitirdiği dili bulma olanağını içinde taşırken Budala’nın saflığı ve doğallığı, yalanın ve yapayın karşısına bir kale gibi dikilir!

Okumaya devam et “Yalan ve Dil 3”

Yalan ve Dil 2

‘Göstergebilim’in Yanılgısı

“Efsanevi Dilbilimci”, “Büyük Türk Dilbilimcisi”, “Emekli Profesör” gibi kendisine yak(p)ıştırılmış “yalan” sıfatını reddetme cesareti gösteremeyen Yusuf Aksu; çevirmen, dilbilimci, romancı, öykücü Tahsin Yücel’in elinde Yalan romanının bir “antikahraman”ı olarak, yaşamın tüm yalanlarının nasıl oluşturulup sürdürüldüğünün bir “göstergesi” ve toplumsal ikiyüzlülüğün açıklayıcı bir parodisi olur çıkar.

Okumaya devam et “Yalan ve Dil 2”

Yalan ve Dil 1

Yazının Dile Tarihsel Önceliği

Anlaşılan, Yunus Aksu’nun “Evrensel Dilbilim” arayışı, Babil mitinde anlatılan, Tanrı’nın insanların birbirlerini anlamamaları için dillerini karıştırmasından önceki gibi, bütün insanların birbirlerini anlayabildikleri doğal bir dil arayışından başka bir şey değildir. Bugün şiddetle ihtiyaç duyduğumuz doğal ve yalansız bir dil!

Okumaya devam et “Yalan ve Dil 1”

Dilleri Yıkamak

Yabancı dil “istila”sıyla dillerin kirlenmesinde asıl sorun, yabancı dil öğretimiyle ilgilidir. Eğitim öğretim kurumlarında yabancı dil öğretiminin yaşı gittikçe aşağı çekilmekte ve anadilinin kavramları ile ses imgelerini eşleştirme sürecini henüz tamamlamamış çocuğun, zihninde duygusal çağrışımlarıyla var olan kavramları maruz kaldığı yabancı dilin ses imgeleriyle eşleştirmesi, kendi kültürüne yabancılaşmak gibi çok önemli bir soruna yol açabilir, açmaktadır. Bu durumda kirlenen dil değil, insanın kendisidir ki yıkamakla arınmaz!

Okumaya devam et “Dilleri Yıkamak”

Dil Yarışı

Ulusal diller, imparatorlukların dağılıp ulus devletlerin kurulmasında, ulusal kültürün korunmasında ve geleceğe aktarılmasında önemli rol oynamış; ulusların eğitim, bilim, sanat ve edebiyatlarını inşa etmekle kalmamış, bu yolda yarattıkları bilinçle ulusal bağımsızlıklarını güçlendirmiştir. Ancak ulusal diller, yapma değil, doğal dillerdir; her doğal dil, doğası gereği biriciktir ve bu biriciklik, onların şu ya da bu yönleriyle yarıştırılmalarının önündeki en büyük engeldir.

Okumaya devam et “Dil Yarışı”

Dillerin Doğuşu

“Yaprak kımıldatmadan” atlattığımız 2021 Yunus Emre ve Türkçe Yılı, “Medyada Doğru Türkçe Kullanımı” için düzenlenen “görkemli bir ödül töreniyle” kapandı! Cumhurbaşkanı, törende yaptığı konuşmada “İslam başta olmak üzere bütün hak dinler, dilin insana Yüce Yaratıcı tarafından öğretildiğini bildirirler. Rahman Suresi’nde Rabbimizin insana düşünmeyi ve konuşmayı, Bakara Suresi’nde de Hazreti Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğrettiği buyurulmaktadır.” dedi.

Okumaya devam et “Dillerin Doğuşu”

Dil Çeşitliliği Olanak mı Engel mi?

UNESCO, 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” kabul etti. 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “21 Şubat Dünya Anadili Günü” kutlanmaya başladı. Peki, insanlığın uyum dünyasını yaratma mücadelesinde dil çeşitliliği olanak mı engel mi? Yanıt, emperyalizmin dayattığı küresel kültür ile Lenin’den çalıp çarpıttığı ‘ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı’ arasındaki çelişki bağlamında verilmelidir.

Okumaya devam et “Dil Çeşitliliği Olanak mı Engel mi?”

Dil ve Devlet

Mademki dil, insanların kültürel yaşamları, eğitim düzeyleri, sosyal durumları, ekonomik ilişkilerdeki konumlarıyla bu denli etkileşim içindedir ve mademki ulusal dilin sınıfsal niteliği, insanların toplumsal statülerinin sürmesinde bu denli etkilidir; o halde devletlerin dil politikaları sadece bir kültürel gösterge değil, iktidarların sınıfsal tercihidir de. Buradan devam edebiliriz…

Okumaya devam et “Dil ve Devlet”

Dil – Eğitim İlişkisi

Dillerin sınıfsallığını ve bunun eğitimde akademik başarıya etkisini tartışmak zorundayız. Eşitsizlik üreten eğitim çarkının, alt sosyal sınıflar aleyhine dönüp durmasının temel nedeni; sosyal sınıfların yaşam, kültür, ilişki biçimlerine göre belirlenen dil tutumları ve o dilin sınıfsal karakteridir. Sorun bu kadar yapısaldır, çözüm de o kadar yapısal olmalıdır.

Okumaya devam et “Dil – Eğitim İlişkisi”

“İki Dil Bir Bavul” ve Bir Film

Bu hafta sonu, dilin türlü bağlamlarına ve Türkçeye ilişkin yazılarımıza bir “film arası” verelim. Bu arada Amsterdam Sinema Fonu’nun 45 000 Dolar desteği, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın mali yardımlarıyla ‘zamanın ruhuna uygun’; Batı’nın açılım sürecini dayattığı ve hükümetin de açılımcı olduğu, İmralı görüşmelerinin ve “bölgenin siyasi temsilcileri”yle mutabakatların başladığı bir dönemde çekilen “İki Dil Bir Bavul”u izleyelim.

Okumaya devam et ““İki Dil Bir Bavul” ve Bir Film”