Dilde Ekonomi ve Haiku

Söz enflasyonunda anlam pahalı ama her konuda durmadan konuşup hiçbir şey söylemeyenler de asıl düşüncelerini gizlemek için lafı dört döndürenler de dilin ekonomi ilkesinden haberli görünmüyorlar. Bunca gürültüde kimse kimseyi dinleyip anlamıyorsa, sesi kısmak, sözü kısaltmak gerek…

Okumaya devam et “Dilde Ekonomi ve Haiku”

Eğretileme Körlüğü

Ülkede derin bir eğretileme ‘körlüğü’ yaşandığı açık! Bu literalizm ya da kavramsal ‘kör nokta’ ‘hastalığı’ olasılığına karşı yazı boyunca eğretilemeleri ‘tek tırnağa’ alıyorum…

Okumaya devam et “Eğretileme Körlüğü”

Kısa Öykü, Uzun Hikâye…

Çok kısa öyküler, edilgin bir okumayı değil, etken, katılımcı bir okumayı gerekli kılıyor, okuru pasif bir alıcı olmaktan çıkarıyor ve anlamın ortak yaratıcısı yapıyor; okurun kendi deneyimlerini ve duygularını metne yansıtmasını gerektiriyor.

Okumaya devam et “Kısa Öykü, Uzun Hikâye…”

Nietzsche ve Anlamın Değişen Doğası

Sözcüklerin anlamında yaşanan dönüşüm olağanüstü bir hız kazandı; bir sözcüğün anlamı, Nietzsche’yi doğrularcasına kısacık bir sürede bütünüyle kayabiliyor. Türkçe ve İngilizcedeki örnekler, çağımızın ortak ve evrensel bir özelliğini gösteriyor: Anlam hızlı dolaşıyor, yüzeyselleşiyor ve ironikleşiyor…

Okumaya devam et “Nietzsche ve Anlamın Değişen Doğası”

Can Yücel’in Ağzına Biber Sürmek!

‘Argo’nun paradoksu şu: Hem standart dilin duyguyu anlatmaya yetmediği yerde yedeğe koşuluyor hem de en çok sansürlenen dil formu! Başbakan Erdoğan da hakkındaki yolsuzluk iddialarını kanıtlayamayanlar için “İşte ben oraya üç nokta koyuyorum!” diyerek kendini sansürlemişti. Ama otosansüre karşı olanlar da var, CanYücel gibi… Konumuz argo.

Okumaya devam et “Can Yücel’in Ağzına Biber Sürmek!”

Nefret Söylemi

Dilin yaralayıcı gücüne, kimlik inşasına ve egemen normları pekiştirmesine, güncel siyasi söylemde sıkça tanık olunuyor; çünkü iktidarlar, dil aracılığıyla siyasi rakiplerini ve muhalifleri ötekileştirip zayıflatmayı, güçlerini kalıcı kılmayı düşlüyorlar ama dil, o düşleri suya düşüyor durmadan…

Okumaya devam et “Nefret Söylemi”

Yalan ve Göndergeci Kuram

Dilin, ‘yalan’ı ‘doğru’dan ayırıp anlamsız kılacak bir yapıya ihtiyacı var. Söz doğruysa anlamlı, yalansa anlamsız olmalı! Olmalı ki ne bir daha Kabataş yalanı tekrarlanıp durmalı ne de “Küresel ısınma ve iklim değişikliği yalan!” yalanı söylenebilmeli.

Okumaya devam et “Yalan ve Göndergeci Kuram”

Dil Edinimi ve Anadil Eğitimi

Anadil ve eğitim karşılıklı etkileşimi kaçınılmaz kılıyor. Etkileşim, yalnızca dilsel becerilerin geliştirilmesini değil, aynı zamanda bireyin düşünce dünyasının, toplumsal kimliğinin ve bilişsel yetilerinin inşasını, yani bireyin eğitimini de kapsıyor.

Okumaya devam et “Dil Edinimi ve Anadil Eğitimi”

Hız Çağında Okuma ve Anlama

“Hızlı okuma kursuna gittim, Savaş ve Barış’ı yirmi dakikada okudum. Olaylar Rusya’da geçiyor.” Bu Woody Allen’ın unutulmaz şakasıdır. Şakadır ama hızlı okuma endüstrisi bir gerçektir hem paramızı hem umudumuzu hem anlamamızı sömüren acı bir gerçek…

Okumaya devam et “Hız Çağında Okuma ve Anlama”

“Hem Okudum Hemi Yazdım…”

“Okumak; düşünmeyle birlikte yürüyen eylemlerimizin dolu zaman uğraşısı; yazmak ise duygu ve düşünceleri etkili ve hedefli bir dağıtımı için yeniden kurma etkinliğinin en üst seviyesidir.” 

Okumaya devam et ““Hem Okudum Hemi Yazdım…””