Yabancı Dil Öğretimi – Yabancı Dilde Eğitim

Çağımızda yabancı dil öğretimi neden gereklidir, ama yabancı dilde/dille eğitim neden mümkün değildir? Bu dil yazımızın konusu, şu günlerde üniversite hazırlık çalışmalarının son düzeltmelerini yapma telaşı içindeki üniversite adaylarını yakından ilgilendiriyor.

Okumaya devam et “Yabancı Dil Öğretimi – Yabancı Dilde Eğitim”

“Anadil”de Eğitim ve “Anadili” Eğitimi

Bugün ortaokul son sınıf öğrencilerimiz lise eğitimleri için merkezi sınava girdiler; üç hafta sonra da lise son sınıf öğrencileriyle mezunlar, okuyacakları üniversiteleri belirleyecekleri YKS’ye girecekler. Hem bu merkezi sınavlar nedeniyle hem de küresel salgının, eğitimin okullara dönüşü engelleme gücünü yitirmeye başladığına inancımızın yükseldiği bugünlerde eğitimin temel araçlarından biri olan “eğitim dili”nin ‘siyasi hassasiyet’ içinde de olsa bir kere daha konuşulmaya başlandığına tanık oluyoruz.

Okumaya devam et ““Anadil”de Eğitim ve “Anadili” Eğitimi”

2021 Türkçe Yılı

Yunus Emre’ye de Türkçeye de kurulduğu günden beri ter döküp çalışan Cumhuriyet’ti; ama her ikisini de tarih boyunca dışlamış, hor görmüş bir geleneğin kalıtçıları “Yunus Emre’nin dili öz Türkçe değildir, İslami Türk dilidir.” diyorlar. Hem Türkçeyi ağdalı bir Arapça aksanıyla konuşuyorlar hem de Yunus’un “Bu dünya bir gelindir yeşil kızıl donanmış / İnsan böyle geline bakar bakar doyamaz” dizelerinde su gibi akan Türkçesini anlamıyorlar; ama “Bizim Yunus ve Türkçe Yılı” kutluyorlar!

Okumaya devam et “2021 Türkçe Yılı”

Güller Adası Cumhuriyeti

Günümüzden 5000 yıl kadar önce Tanrı, kendisine ulaşmak için Sümerlerin inşa ettikleri Babil Kulesi’ni yıktı ve birbirleriyle anlaşıp kendisine ulaşamasınlar diye insanların ortak dillerini yok etti. 52 yıl önce bugün 13 Şubat 1969’da ise İtalyan donanması, Adriyatik Denizi’nin 9 mil açığında, çelik bir yapı üzerine kurulmuş 400 metrekarelik platform adadaki Güller Adası Cumhuriyeti’ni bombalayarak havaya uçurdu. Adanın resmi dili, bütün insanların ortak dili olma iddiasındaki Esperanto idi.

Okumaya devam et “Güller Adası Cumhuriyeti”

Dilin Aynası

Dilimiz, duygu ve düşüncelerimizdir.

Anatomik olarak modern insanın 160 bin yıl önce ortaya çıkmasıyla, dille iletişimin başladığını söyleyen araştırmacılar, insanların simgelerle iletişim kurmak için gerekli olan karmaşık beyin yapısına ancak o zaman sahip olduğunu öne sürüyorlar. Biz insanlar, 160 bin yıldır sözlü ya da yazılı, birbirinin aynısı olamayan kim bilir kaç cümle kurduk? İşte size, o zamandan beri kurduğumuz katrilyon kere katrilyon tane cümleden farklı, ilk defa duyacağınız/okuyacağınız, buna karşın kolayca anlayabileceğiniz bir cümle: “Köhne bir kitapçıda kınalı saçlı bir kadın, hüzünlü bir ifadeyle mavi kaplı kitabı işaret ediyordu.”  

Okumaya devam et “Dilin Aynası”

Dillerin Sınıfsallığı

Sınıflı toplumlarda sosyal sınıfların belirleyiciliği muazzamdır. İnsanların düşünme biçimlerinden toplum içinde ilişki kurma biçimlerine, kültür birikimlerinden günlük davranışlarına kadar etkili olmadıkları alan yoktur. Sömürge/yarı sömürge ülkelerde bireyin antiemperyalist duruşunda da kapitalist/feodal ilişkilerin egemen olduğu ülkelerde sofrada çatal kaşık tutuşunda da bu belirleyiciliğin izlerini sürebilirsiniz. İnsanın düşünme eyleminden davranma biçimine, en geniş anlamıyla ilişki kurma pratiğini gerçekleştirdiği dilinin, sınıfsallığın bu belirleyiciliğinden bağımsız kalması olanaklı değildir.

Okumaya devam et “Dillerin Sınıfsallığı”

Dillerin Zenginliği ve Ulusallığı

Türk Devriminin önemli aşamalarından biri Cumhuriyet’in kuruluşundan beş yıl sonra gerçekleştirilen Harf Devrimi, diğeri de dokuz yıl sonra 26 Eylül 1932’de düzenlenen Türk Dil Kurultayı ile yaşama geçen Dil Devrimi’dir. Dil Bayramı’mızın 88. yılını dilin sosyolojisine ilişkin iki yazıyla kutluyorum. Yazıların ilki dillerin ulusallığı ve çeşitliliği, ikincisi sınıfsallığıyla ilgilidir.

İnsan türünün dil öğrenmeye genetik olarak yatkın olduğunu dilbilimciler söylüyor; Çağdaş İngiliz Edebiyatı Profesörü John Sutherland da ekliyor: “Tür olarak kendi içimizde mitsel düşünmeye eğilimli olduğumuzu varsaymak mantıklıdır.” (2018). Kolektif bilinçdışımızın binlerce yılda yarattığı, dünyayı anlama ve yorumlama yönümüzü etkileyen birçok arketipi (ilkörnek) işte bu mitler içinde bulabiliyoruz. Tıpkı Babil Kulesi mitinde yüzlerce yıldır yaşattığımız tanrı, güç, inanç arketipi gibi.

Okumaya devam et “Dillerin Zenginliği ve Ulusallığı”

“Yenisöylem / Çiftdüşün”

Yıllar önce George Orwell’in “1984”ünü okuduğumda irkilmiştim. İrkilmiştim, çünkü bu distopik roman, despotik bir yönetimin, toplumda insanların sürekli ve sistematik bir biçimde gözlenmesini, izlenmesini; hatta düşünme yasağını polis gücüyle nasıl kurumsallaştırdığını anlatıyordu. Roman, Stalin Sovyetler’ine göndermeler yapsa da aslında onun ötesinde bir zamana ve mekâna sesleniyor; tüm totaliter rejimleri bombalıyordu! 

Okumaya devam et ““Yenisöylem / Çiftdüşün””

Dil Savunması

Ağzımızı Korona’yla açıp Korona’yla kapattığımız bugünlerde herkes, bu virüse çok büyük bir işlev yükleyerek, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyor. Bazıları da Korona’dan sonra sosyal adaletin daha yaygın bir değer olarak benimseneceğini, kapitalizmin önemli dayanaklarını yitireceğini ifade ediyor. Virüsle kapitalizmin yıkılıp sosyal eşitliğin sağlanamayacağını çok yakında görür ve belki o zaman sosyal ilişkilerin ekonomik altyapısını değiştirmenin sağlam yollarını buluruz.

Okumaya devam et “Dil Savunması”