Yunus Yunus Dedikleri… 3

2021 Yunus Emre Yılı’nda Yunus Emre konulu yazımızı, ona ilişkin âlim mi cahil mi, buğday mı nefes mi, Arapça mı Türkçe mi, molla mı derviş mi, divan şairi mi halk ozanı mı gibi daha çok edebi ve düşünsel yönüne ilişkin ikili sorulara odaklanarak tamamlıyoruz.

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 3”

Yunus Yunus Dedikleri… 2

“Yunus Yunus Dedikleri” başlıklı yazımızın ilk bölümünde Anadolu Türkçesinin büyük ozanı Yunus Emre’nin ele alınış biçimlerine ve hakkındaki kaynaklara değindik. Bu bölümde, Yunus’un yaşadığı Ortaçağ’ın sosyal ve kültürel iklimine bakıp Yunus’un yaşamına, kalıtına ve etkilerine değiniyor; hakkında tartışılan ikili soruları ele almaya başlıyoruz.

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 2”

Yunus Yunus Dedikleri… 1

UNESCO, Yunus Emre’nin ölümünün 700. yılı nedeniyle 2021’i anma ve kutlama yıldönümleri kapsamına aldı. 29 Ocak 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi‘yle “2021 yılının Yunus Emre ve Türkçe Yılı Olarak Kutlaması”na karar verildi. Şimdi Yunus Emre ve Türk dili, her taraftan sağlı sollu çekiştirmelere konu oluyor. Birkaç yazı ile konuyu yerli yerine oturtmaya çalışacağız. Önce Yunus kaynaklarına ve yorumlarına bakalım…

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 1”

Halkçı, Bağımsızlıkçı Mehmet Akif

2021 Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı Yılı

TBMM Genel Kurulunda, mecliste grubu bulunan siyasi parti temsilcilerinin ortak imzalarının yer aldığı önergeyle, 2021 yılının “Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı” olmasını içeren düzenleme kabul edildi. 12 Mart’ta İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yıl dönümünde yayımladığımız “vatan türkümüzün” önemi ve edebi değerlendirmesine ilişkin makalemizi, Mehmet Akif Ersoy değerlendirmemizle sürdürüyoruz. Çünkü bu bağımsızlıkçı ve halkçı şairimizi, hamasi nutuklarla aktüel politika malzemesi yapılmaktan kurtarmamız gerekiyor.

Okumaya devam et “Halkçı, Bağımsızlıkçı Mehmet Akif”

Üç Kadın Bir Yaşam: Virginia Woolf

“Sevgili Leonard… Cesaretle hayatın yüzüne bakmak. Her zaman cesaretle hayatın yüzüne bakmak. Ve ne için olduğunu bilmek. En sonunda bunu bilmek. Onu olduğu şey için sevmek… Ve kaldırıp bir kenara koymak. Leonard, aramızda her zaman yıllar vardı. Her zaman yıllar… Her zaman sevgi… Her zaman saatler… Virginia

28 Mart 1941’de, 200 yıllık Victoria döneminin, kişilerin biyografilerini belli bir kronoloji içinde veren İngiliz gerçekçi romanına isyan eden “Yeni Roman” öncülerinden Virginia Woolf, eşi Leonard’a dokunaklı bir veda mektubu bıraktıktan sonra, ceplerine taşlar doldurup Ouse ırmağında intihar etti. 80 yıl sonra, Michael Cunningham’ın Saatler romanından Stephen David Daldry’nin sinemaya uyarladığı aynı adlı filmle Woolf’a hüzünlü bir merhaba…

Okumaya devam et “Üç Kadın Bir Yaşam: Virginia Woolf”

Erol Toy Ölmüş Diyeler…

Hayatını çeşitli işlerde çalışarak kazanan, edebiyatımızın, sözcüğün gerçek anlamıyla emekçisi Erol Toy, artık yok. İmparator romanıyla Türk burjuvazisini çözümleyen, Zor Oyunu’yla 12 Eylül’den önce 12 Eylül’ü, Hocaefendi’yle 15 Temmuz’dan önce FETÖ’yü bilen, 30 kadar romanıyla toplumumuzun kesit ve kesim romancısı Erol Toy’u çok arayacağız! Onun 5 ay önce Berfin Bahar’ın Ekim 2020 tarihli sayısında 38 yıl önceki görüşmemizle kulaklarını çınlatmıştık, bilememiştik bizi böyle aniden ıssız ve yalnız bırakacağını…
Okumaya devam et “Erol Toy Ölmüş Diyeler…”

İstiklal Marşı’nın 100. Yılı

Vatan türkümüzün yüz yıldır bize “Korkma!” diyerek vurgulamakta olduğu, bağımsızlığımızın öneminden başka bir şey değildir. Ulusumuz yüz yıl önce “Korkma!”dı, yüz yıl sonra da korkmayacaktır!
Okumaya devam et “İstiklal Marşı’nın 100. Yılı”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gökyüzünün yarısını sırtlayan ve yeryüzünün yarısını kucaklayan kadınlarımızı, kadın şairlerimizle ve onların şiirlerinden dizelerle selamlıyoruz…

Okumaya devam et “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”

Üvercinka 65 Yıldır Uçuyor…

“bütün kara parçalarında Afrika dâhil”

439 sayıya ulaşan Yeditepe Dergisi’nin yayımcısı, Yeditepe Yayınları’nın sahibi ve Yeditepe Şiir Armağanı’nın kurucusu Hüsamettin Bozok, 1958 yılının şubat ayında Türk edebiyatı adına çok iyi bir iş yaptı; Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin başyapıtlarından birini yayımladı: Cemal Süreya’nın ilk şiir kitabı Üvercinka. Kitaba adını veren ve İkinci Yeni’nin adeta mottosu olan şiir, 1956’da yayımlanmıştı ve o tarihten beri, 65 yıldır aydınlık için dövüşenlerin, aşkla sevişenlerin ve bütün ezilenlerin göğünde uçuyor; “Afrika hariç değil”!

Okumaya devam et “Üvercinka 65 Yıldır Uçuyor…”

Otuz Beş Yaş Şiiri

“Otuz Beş Yaş Şiiri” 76 Yaşında

Üç çeyrek asır önce bugün, 24 Ocak 1946’da CHP’nin düzenlediği CHP Şiir Ödülleri sahiplerini buldu. Bir yıl önce yayımlanmış şiirlerin katılabildiği yarışmanın jürisinde Ahmet Hamdi Tanpınar,  Ahmet Kutsi Tecer, Nurullah Ataç gibi edebiyatımızın önde gelen isimleri yer alıyordu. Jüri 164 şiiri titiz, hak bilir bir incelemeden sonra sonucu açıkladı:   Birinciliği, Otuz Beş Yaş Şiiri; ikinciliği Cebbaroğlu Mehemmed, üçüncülüğü Çakır’ın Destanı’ndan kazandı. İkincilik ödülüne layık görülen şair, hiç kimsenin ummadığı, henüz lise öğrencisi olan Attila İlhan’dı; derecesi büyük şaşkınlık yarattı. Üçüncülük ödülü, “Türkçenin ses bayrağı” Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın oldu, gayet normaldi. O yıl 36 yaşında olan, Türk şiirinin en hüzünlü, lirik şairi Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 yaşına atfen yazdığı Otuz Beş Yaş Şiiri birinci olmakla kalmadı, o günden sonra da edebiyatımızın deyim yerindeyse kült şiiri oldu! Birçok kaynakta yanlış olarak Otuz Beş Yaş ya da Yaş Otuz Beş diye adlandırılan Otuz Beş Yaş Şiiri’ne 76. yaşında biraz daha yakından bakalım istedik.

Okumaya devam et “Otuz Beş Yaş Şiiri”