“Korkma!”

İstiklal Marşı’nın Kabulünün 101. Yılı

Vatan türkümüz, 101 yıldır bize “Korkma!” diyerek sömürgecilik karşısında ulusal bağımsızlığımızı korumak, iki ayağımız üstünde durabilmek görev ve cesaretini veriyor. Ulusumuz 101 yıl önce “Korkma!”dı, 101 yıl sonra da korkmayacaktır!

Okumaya devam et ““Korkma!””

‘Özdemir Asaf’sız 41 Yıl

Akıldan Duyguya Şiirli Bir Yolculuk

41 yıl önce yitirdiğimiz Özdemir Asaf, “Garip Şiiri”yle pencereleri açılarak havalandırılan ve bu nedenle cereyanda kalıp gribe yakalanan, ama İkinci Yeni’yle tedaviye alınan şiirimizin gribini nezleyle atlatmış bir şairidir. Şunu da ekleyelim ki bu g(a)ribal enfeksiyon, salgına karşı şiirimize önemli bir bağışıklık kazandırmıştır.

Okumaya devam et “‘Özdemir Asaf’sız 41 Yıl”

“Otuz Beş Yaş Şiiri” 77 Yaşında

76 yıl önce, 24 Ocak 1946’da CHP’nin düzenlediği CHP Şiir Ödülleri sahiplerini buldu. Bir yıl önce yayımlanmış şiirlerin katılabildiği yarışmanın jürisinde Ahmet Hamdi Tanpınar,  Ahmet Kutsi Tecer, Nurullah Ataç gibi edebiyatımızın önde gelen isimleri yer alıyordu. Jüri 164 şiiri titiz, hak bilir bir incelemeden sonra sonucu açıkladı:   

Okumaya devam et ““Otuz Beş Yaş Şiiri” 77 Yaşında”

Şiirli Zaman

Önceki hafta, takvimin kopardığımız son yaprağı için yazdığımız “Zamansız Zaman” başlıklı yazımızda fizikte terim ve felsefede kavram olarak “zaman”ın peşine düştük. Bu kez de edebiyatta, daraltarak söylersek, Türk şiirinin genelini temsil edebileceğini düşündüğümüz örneklerinde onun izini sürüyoruz; içimizde hak yeme, eksik bırakma korkusuyla…

Okumaya devam et “Şiirli Zaman”

Acıların Kırdığı İki Şiir Filizi

Ölüm duygusunun önüne yaşama sevincini koyarak 2 Aralık 1942’de, henüz 22 yaşında hayata veda edip imgelemimizde hep genç kalmayı başaran sevgili Rüştü Onur’un adı, aynı kahrolası verem nedeniyle 24 yaşında aramızdan ayrılan Muzaffer Tayyip Uslu’yla birlikte anılır. Ve onların yolu 13 Aralık 1979’da yitirdiğimiz modern Türk şiirinin önemli adlarından, edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil’le 1941’de Zonguldak’ta kesişir. İşte bu üç güzel isim, bizi doğrularıyla yanlışlarıyla Yılmaz Erdoğan’ın çektiği Kelebeğin Rüyası filmine götürür.

Okumaya devam et “Acıların Kırdığı İki Şiir Filizi”

Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi 3

Işık, Güneş, Aydınlık…

Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi’ başlıklı yazımızın bu üçüncü ve sonuncu bölümünde Köy Enstitülerinin, 70/80 Kuşağı’nın öğretmen şairlerinin ve İkinci Yeni’nin çıkıntı şairleriyle diğer öğretmen şiirlerinde ‘öğretmen imgesi’nin izini sürüyoruz…   

Okumaya devam et “Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi 3”

Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi 2

Işık, Güneş, Aydınlık…

Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi’ne şiirle devam ediyoruz. Özellikle toplumcu şiirimizde sık işlenen izleklerden biri de “öğretmen”. Ne var ki bu izlek, öğretmenin her dönemde aydınlanma mücadelesinin öncüsü olması nedeniyle, didaktik bir yapıya sahiptir ve “romantik” edebiyatın eğitici işlevi dışında daima karşı bir dil kuran şiire çok yakın durmaz. Ama bunu şiire yakın kılan şairlerimiz de az değildir.

Okumaya devam et “Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi 2”

Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi 1

Işık, Güneş, Aydınlık…

Bu üç parçalık yazıda meramımız, toplumsal mücadelenin sönümlenmesi ve salgın sürecinin etkisiyle geri çekile çekile varlığı iyice hissedilmez olan “öğretmen”i, onun edebiyatımızın öznesi veya nesnesi oluşu üzerinden anımsamak, anımsatmak. Hem belki böylece 24 Kasım’a doğru, Reşat Nuri’nin ideolojisiz, ama toplum içinde “Çalıkuşu” gibi hareketli, kalabalık ve Şahin Efendi gibi adanmış öğretmenlerinden Ferit Edgü’nün “hindi” gibi filozof , “o” zamirince belirsiz, yalnız ve yalıtık öğretmenlerine kadar tüm öğretmenlerimize bir selam salmış oluruz!

Okumaya devam et “Edebiyatımızda Öğretmen İmgesi 1”

Yunus Yunus Dedikleri… 3

2021 Yunus Emre Yılı’nda Yunus Emre konulu yazımızı, ona ilişkin âlim mi cahil mi, buğday mı nefes mi, Arapça mı Türkçe mi, molla mı derviş mi, divan şairi mi halk ozanı mı gibi daha çok edebi ve düşünsel yönüne ilişkin ikili sorulara odaklanarak tamamlıyoruz.

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 3”

Yunus Yunus Dedikleri… 2

“Yunus Yunus Dedikleri” başlıklı yazımızın ilk bölümünde Anadolu Türkçesinin büyük ozanı Yunus Emre’nin ele alınış biçimlerine ve hakkındaki kaynaklara değindik. Bu bölümde, Yunus’un yaşadığı Ortaçağ’ın sosyal ve kültürel iklimine bakıp Yunus’un yaşamına, kalıtına ve etkilerine değiniyor; hakkında tartışılan ikili soruları ele almaya başlıyoruz.

Okumaya devam et “Yunus Yunus Dedikleri… 2”