250. Yaşında Beethoven’i Anlamak

Bugün 30 Haziran. Bütün dünyanın başından beri COVID-19 belasıyla mücadele ettiği 2020’nin ilk yarısının son günü. 2020, hem yaşadığı çağın hem sonrasının müziğini etkilemiş bir besteci olan, 16 Aralık 1770’te Almanya’nın Bonn kentinde doğan Ludwig van Beethoven’in 250. yaşı. Alman parlamentosu 2020’yi “Beethoven Yılı” ilan etti. Bu nedenle yıl boyunca Bonn’da ve her yerde Beethoven etkinlikleri yapılıyor ve yapılacak. İnsanlık her zaman en derin çıkmazlarından kendisini bir ileri çağa taşıyan devrimlerle kurtuldu ve o devrimlerin sanatçılarıyla. Beethoven’i bu duygularla “Copying Beethoven” filmine yansıyan sanatıyla anlıyor ve anıyoruz.

(Bu yazıyı Beethoven’in 9. Senfoni’si eşliğinde okumanız önerilir.)

Tanrının Sekreteri

__ Ee? Ne düşünüyorsun? Dürüst ol, düşüncelerine değer veriyorum!

__ Bence kötü olmuş!

__ Benim amacım senin güzellik anlayışına meydan okumak! Müziğe çirkin ve marazi olanı katıyorum. İnsanın bağırsaklarından geçmeden ilahi olana nasıl ulaşırsın ki? (…) Burada, Tanrı burada işte. Beyinde, ruhta değil, bağırsaklarda; çünkü burası insanın hissettiği yerdir. Bağırsaklar göğe doğru kıvrılır ve dolanır. Onlar aydınlanmaya beyinden daha yakındır. Botlarına bok bulaşmadan başın göğe ermez! (Anna’yı dans etmeye zorlar…)

__ Affedersin, anlamıyorum Maestro!

__ Anlayamazsın elbette!  Bu, anlamakla ilgili değil; eserlerimi yaşaman gerek. Bu bir dil Anna Holtz, benim icat ettiğim yeni bir dil! İnsanın Tanrıya dair deneyimlerini, benim deneyimlerimi anlatan bir dil. Sen de onun için gönderildin bana, bu dili yazmak için! Sen Tanrı’nın sekreterisin! Benim aracılığımla onun dudaklarını okuyorsun…

Okumaya devam et “250. Yaşında Beethoven’i Anlamak”

Üniversite Adaylarına Son Ders: Eğitimin Ginisi

27-28 Haziran’da YKS’ye girecek üniversite adaylarımızdan mezunların bir kısmıyla 12. sınıf öğrencilerimiz “Z Kuşağı”nın mensupları; yani en küçüğü 18 yaşında. Dolayısıyla her biri hayatın gerçeklerini, ülkemizin sorunlarını tartışabilecek yeterlilikte. Bu nedenle adil olmayan, rekabetçi/yarışmacı bir eğitimin yarattığı sonuçları irdeleyen aşağıdaki yazıyı Korona virüsünün felce uğrattığı hazırlık sürecinde yaşadıkları gerçekliği bir de bu açıdan görme olgunluğuyla değerlendireceklerini biliyor, tüm adaylara başarılar diliyorum.

Her ağzını açtığında sınav odaklı bir eğitim sistemini eleştiren Milli Eğitim Bakanı’mızın, Covid-19 olanca gücüyle saldırıp merkezi bir sınavdan vaz geçilmesi için bulunmaz bir fırsat sunmuşken, 20 Haziran’da Liseye Geçiş Sınavı’nı ille de yapacağım diye ter ter tepinmesi nasıl bir ironidir, anlamak mümkün değil. Ama yaklaşık 2,5 milyon üniversite adayının 27-28 Haziran’da gireceği, en az 10 milyon insanı ilgilendiren Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın, pandemi tedbirleri kapsamında önce bir ay geri atıldığı halde sonra tekrar öne alınmasında, turizm aşkı dışında hiçbir kamu yararı ve pedagojik gerekçe olmadığını hepimiz çok iyi anlıyoruz.

Okumaya devam et “Üniversite Adaylarına Son Ders: Eğitimin Ginisi”

Toprağın Çocukları ve İsmail Hakkı Tonguç

Bugün 23 Haziran 2020, Cumhuriyet’in aydınlanma ocakları Köy Enstitüleri’nin kurucu İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un, namıdiğer “Tonguç Baba”nın ölümünün 60. yılı. Aydınlanmamızın bu büyük düşünürü ve eğitimcisini, büyük eseri Köy Enstitülerinin kapanış sürecine odaklanan Erkan Can’ın Toprağın Çocukları filmi aracalığıyla özlemle anıyoruz.

Cumhuriyet, her şeyden önce, Anadolu topraklarında bir aydınlanma atılımı, bir kültür devrimidir. Bu nitelikteki devrimler, nitelikleri gereği, hem daha uzun hem daha sancılı bir süreç izler. Anadolu aydınlanmasının kültürel ve sosyal dönüştürücülerinin en önemli ve etkili araçlarından biri, kuşkusuz, Köy Enstitüleri’dir.

Okumaya devam et “Toprağın Çocukları ve İsmail Hakkı Tonguç”

Bir Tutam Tuz

Konumuz bir kere daha ölçme-değerlendirme. Nedeni malum, haziran ayı MEB ve ÖSYM’nin, ortaokul ve lise son sınıf öğrencilerini ölçüp biçtiği bir ay; temmuzsa bunun sarsıntıları! “Değerlendirme”ye hiç girmeyelim; ama ölçmeyi bir kez daha yazalım son olur umuduyla! Son olur umuduyla; çünkü sınav odaklı bir sisteme alternatifler üretebilecek niyete ve donanıma sahip bir Milli Eğitim Bakanımız var artık!

Okumaya devam et “Bir Tutam Tuz”

Salgının Sınıfsallığı ve Sürü Bağışıklığı

1 Haziran’dan itibaren kimi muhaliflerin sözleri kadar kara, kimi iktidar beyanı kadar ak maskelerimizi, kimimiz çenemize indirip kimimiz kulağımızdan sarkıtıp, kimimiz göze bağlayıp kimimiz cebe atarak, hatta yeni modayla ele ve kola takarak “normalleşme” sürecine girmiş olduk!

Okumaya devam et “Salgının Sınıfsallığı ve Sürü Bağışıklığı”

Yaz Düşünceleri

Dallarına ağacının kuşlar konuyor
içimde sapsarı bir güneşten
sakladığım çocuğun…
Düşleri süt beyaz

Ardından damla damla sorular soruyor
durmadan tomurcuk düşündüren
yağmaktan mutlu bulutun…
Dudakları titrek saz

Sonra ıslak sırılsıklam geçip gidiyor
gergin ve yorgun suları içinden
gecikmiş bir yağmurun…
Korkuları gülden az

Bir yaz akşamı işte şuramda kırılıyor
gözü gibi sakındığı herkesten
taştan oyuncağı çocuğun…
Düşten olsa kırılmaz

Bulutla kuş taşla düş yoğun bakım istiyor
tozuyor yollar da yıllar gibi geçerken
yazları bile bozuluyor insanın…
Ki asla onarılmaz

Ekranlar Kapanırken…

Eğitim Eve Sığar mı?

Bu bir “Okullar Kapanırken…” başlıklı eğitim dönem değerlendirme yazısı olacaktı. Covid-19 salgını nedeniyle okulların daha 13 Mart’ta, çoktaaan kapandığını, yerine “Yaptık mı yaptık, oldu mu oldu!” kabulüyle ekranların açıldığını anımsayınca başlığı değiştirmek şart oldu.

Okumaya devam et “Ekranlar Kapanırken…”

“Sevdalınız Komünisttir”

Türk dilinin büyük şairi Nazım Hikmet’i ölümünün 57, edebiyatımızın aydınlık gerçekçi romancısı Orhan Kemal’i aramızdan ayrılışının 50. yılında yollarının kesiştiği Bursa Cezaevi yıllarını odağına alan Mavi Gözlü Dev filmini değerlendirdiğimiz bir yazı kapsamında sevgiyle ve özlemle anıyoruz.

Mavi Gözlü Dev / Nazım Hikmet

Hiç’ ile ‘Kitsch’in Sınırı

Malum, doğayı, toplumu ve insanı anlamlandırmanın bilinen iki yolu var: Bilim ve sanat. Bilimin anlamlandırma olanakları deneysellik, nedensellik, ardışıklık ve çizgisellikle sınırlı. Bunlar gerçekliği nesnel ve dıştan görmeye dayalı olanaklar, bu nedenle uyumsuzluk ve çeşitlilik göstermez. Fiziksel bir perspektif bu ve bilim, savunmasını somut kanıtlara dayandırmak zorunda.

Okumaya devam et ““Sevdalınız Komünisttir””

Gezi Parkı Yaz Okulu

7. yılında Gezi’yi, “Yaz Okulu” eğitimi henüz devam ederken müstehzi bir üslupla 7 yıl önce yazılan bir yazıyla selamlıyorum.

Bu sene böyle oldu. Olurdu olmazdı telaşıyla soluk soluğa kaldığımız bir eğitim öğretim yılının son iki haftasına henüz girmiştik ki, birden okullar kapanıverdi. Bu kez okulları Milli Eğitim Bakanlığı değil, öğrenciler kapattı.

Okumaya devam et “Gezi Parkı Yaz Okulu”

(A)norm(al)

Ben etimolojinin yalancısıyım, Latince “norma” gönye demekmiş, marangoz gönyesi; tabi “normalis” de gönyeli, ölçüye uygun oluyormuş. Buradan gelen Fransızca “norm” kural, “normale” yani “normal” de kurala uygun demek oluyormuş. Madem öyle Yunanca olumsuzluk önekiyle kuraldışı anlamına gelen “anormal”i ve İngilizce dışı, harici, ötesi anlamına gelen “para” ile birleşince doğa yasalarına uymayan anlamındaki “paranormal”i de ekleyelim.

Okumaya devam et “(A)norm(al)”