‘Anlam’ın Yapısökümü

Herhangi bir “şey”in anlamı, açtıkça yayılan bir yapıya sahiptir. O yapıda her parça, kendisinin yokluğunda eksik kalan bir anlamı tamamlar. Gramer sadece dile ait bir kurallar bütünü değil; yaşamın ve “şey”lerin yapısını kuran bir iskelettir. Anlam kurmak o iskelet üzerine bir yapıyı inşa etmekse; anlamak, o yapıyı sökmektir!

Okumaya devam et “‘Anlam’ın Yapısökümü”

Devlet-Sanat İlişkisi Bağlamında

BAŞKALARININ HAYATI/DAS LEBEN DER ANDEREN

Sanat-devlet ilişkisine, sanatı dışlayan Platoncu ve destekleyen Aristotelesçi yaklaşım, yüzyıllarca etkili oldu. Artık günümüzde sanatı ve sanatçıyı önemsizleştiren, olumsuzlayan, hatta yasaklayan Platoncu sanat karşıtlığının yerini; dinsel ideolojilerin sınırlamaları, kapitalizmin tüketim odaklı yaşantısının yozlaştırıcı etkisi ve postmodernist kültürün yapıcılık içermeyen yıkıcılığı aldı.

Okumaya devam et “Devlet-Sanat İlişkisi Bağlamında”

Tûtî-i Mu’cize Gûy

Bilim insanlarının söylediklerine göre, “insan türü olarak son ortak atamız bakımından papağanlara 318 milyon yıl uzak, şempanzelere ise 6 milyon yıl yakınmışız. Üstelik şempanzeler insanlardan sonra en zeki canlılarmış. Buna karşın konuşmayı etkileyen anatomi, sosyallik, beyin ve gen farklılıkları nedeniyle şempanzeler konuşamıyor; papağanlar ve bazı ötücü kuşlar ise konuşabiliyorlarmış.” Ama nasıl?

Okumaya devam et “Tûtî-i Mu’cize Gûy”