99. YILINDA

Cumhuriyet’in ‘Süperpozisyon’u

Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılının eşiğinde, ülkemizin “süperpozisyonu”nu görebilmeyi, kuantum fiziğinden öğrendiğimiz atom altı parçacıkların aynı anda iki farklı yerde bulunabileceği kuramına borçluyuz! Görüyoruz ve yine de Schrödinger’in kedisi yaşıyor mu öldü mü diye merak ediyoruz. Bu nedenle kutuyu açmaya Türkiye’nin bağımsızlıkçı, halkçı, aydınlanmacı, yani “Cumhuriyetçi pozisyonu”nu yaratmaya mecburuz!

Okumaya devam et “99. YILINDA”

Picasso’yla Resim Yolculuğu

Picasso’nun Gizemi

“Bir sanat eseri, insanı etkilemeli… Onu kışkırtmalı ve sarsmalı.”  diyen Pablo Picasso 141 yaşında. Resim tarihinin en ünlü iki tablosundan biri olan Guernica’yı işaret ederek ‘Bunu siz mi yaptınız?’ diye soran Nazi subayını, ‘Siz yaptınız!’ diye yanıtlayan bu dâhi/deli’yi anlamak için Henri-Georges Clouzot’un, ünlü ressamın doğaçlama yaratma sürecine tanıklık etmek için, yine aynı doğaçlama çekimle kotardığı belgesel iyi bir fırsat.

Okumaya devam et “Picasso’yla Resim Yolculuğu”

Soma’dan Amasra’ya…

Madenciden öğrenmek

Aşağıda 2014’te Soma okulu öğretmeni madencilerin ölürken, bizi çıkardıkları “nefeslik”te verdikleri derslerden birkaçını alt alta yazdım. Toplarsak ne çıkar? ‘Fıtrat, kader, yüce adalet’ gibi kavramların arkasına saklananlar için Amasra felaketi çıktı. Bize ise buradan, yaşarken emekleriyle hayatı yaratanların, ölürken büyük insanlığın kaçınılmaz geleceğinin yaşam kültürünü ürettikleri çıkar. Bir de…

Okumaya devam et “Soma’dan Amasra’ya…”

Sinema ‘Ses’leniyor…

Singin’ in The Rain/Yağmurda Şarkı Söylemek

Alan Crosland, sinema sanatının bilinen ilk sesli filmi The Jazz Singer’i (Caz Şarkıcısı), 95 yıl önce çekti. Film, 6 Ekim 1927 yılında vizyona girdi. Girince de Macar estetisyen Béla Balázs’ın dediği gibi “İşte o zaman korkunç bir şey oldu: Duyulan sözlerin inanılmaz abesliği, bakış ve jestlerin insani derinliğini silip süpürdü.” Sinemanın bu ‘ses’lenme sürecini Gene Kelly ve Stanley Donen imzalı Singin’ in The Rain’de izleyebiliriz:

Okumaya devam et “Sinema ‘Ses’leniyor…”

Sinemada Devrim, Devrimde Sinema

Le Redoutable / Godard ve Ben

13 Eylül 2022’de Jean-Luc Godard, İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin etkisiyle Fransa’da başlayıp dünya sinemasını etkileyen Yeni Dalga (La Nouvelle Vague) akımının kurucularından senarist ve yönetmen Jean-Luc Godard‘ı (91) ötenazi marifetiyle öldürdü. Belki de o, Doğu Rüzgârı’nın çekiminde, “Tamam çocuklar, çoğunluğa katılıyorum!” dediğinde öldürmüştü kendini, içindeki devrim idealiyle birlikte! Ayrıntılarını Michel Hazanavicius’un Godard ve Ben filminde bulabiliriz...

Okumaya devam et “Sinemada Devrim, Devrimde Sinema”