Güller Adası Cumhuriyeti

Günümüzden 5000 yıl kadar önce Tanrı, kendisine ulaşmak için Sümerlerin inşa ettikleri Babil Kulesi’ni yıktı ve birbirleriyle anlaşıp kendisine ulaşamasınlar diye insanların ortak dillerini yok etti. 52 yıl önce bugün 13 Şubat 1969’da ise İtalyan donanması, Adriyatik Denizi’nin 9 mil açığında, çelik bir yapı üzerine kurulmuş 400 metrekarelik platform adadaki Güller Adası Cumhuriyeti’ni bombalayarak havaya uçurdu. Adanın resmi dili, bütün insanların ortak dili olma iddiasındaki Esperanto idi.

Respubliko de la Insulo de la Rozoj*

Bütün dünyayı saran 68 Kuşağı’nın özgürlük, bağımsızlık ve yaratıcılık ateşinin de etkisiyle İtalyan mühendis Giorgio Rosa, Adriyatik Denizi’nde İtalya’nın Rimini kentinin 9 mil açığında, çelik bir yapı üzerine kurduğu 400 metrekarelik platformdan oluşan yapay adasının inşaatını 1968 Haziran’ında tamamladı. Uluslararası karasularında kalan platform ada, başlangıçta Rosa ve arkadaşlarının özgürlüklerini doya doya yaşayabilecekleri bir ütopya olarak düşünülmüş, ancak giderek dünyanın birçok ülkesinden, özellikle gençlerin ilgi alanına girmişti.

Rose Adası

Nüfusu hızla çoğalan Rose Adası, önce idare merkezini kurdu, ardından Cumhuriyet’ini ve bağımsızlığını ilan etti: Respubliko de la Insulo de la Rozoj! Yeryüzünde bugüne kadar kurulmuş 100’e yakın mikro ulus devletten biri olan Güller Adası Cumhuriyeti’nin, “Dil Yazıları” bağlamında bizi ilgilendiren yanı, resmi dilinin yapay bir dil olan Esperanto olmasıdır.

İnsanlar, ulusal bütünlükleri içinde iletişim zorluklarını, kültür ve dünya görüşü ayrılıklarını aşmak için ülkelerinin çeşitli bölgelerinde oluşan ağız ayrılıklarını gideren, resmi dil dediğimiz ortak ulusal dil formunu yarattılar. Öte yandan uluslararası tecimsel ve kültürel ilişkilerini aracısız ve daha kolay sürdürebilmek için de ulusal dil farklılıklarını, belli bir doğal dili öne çıkararak ortaklaştıkları uluslararası ilişki diliyle aşmaya çalıştılar. Uluslararası çerçevede ortak bir dile ulaşmak, kuşkusuz ulusal kültür içinde ortak bir dile ulaşmak kadar kolay olmuyor.

Güller Adası Cumhuriyeti

Ekonomik güç, siyasi etki, kültürel gelişmişlik ve kullanım alanının genişliğine dayanan rekabet; ulusal diller arasında, aynı ulusal dilin ağızları arasındakinden daha şiddetli yaşanıyor. Bu nedenle uluslararası ortak dil arayışları, tamamen mantıkla yapılandırılmış ortak bir yapay dil oluşturmak biçiminde de sürebiliyor. Öte yandan uluslararası ilişki dili olarak yapay diller, sömürge rekabeti ve ulusların doğuşları döneminde emperyalist ülkelerin, sömürgelerini ulusal kimlikten uzaklaştırmak amaçlarına da uygun düşüyordu.

En yaygın bir ya da birden çok doğal/tarihsel dilin söz varlığına ve yalınlaştırılmış dil kurallarına dayanan yapay ilişki dili arayışlarının çok öncelere giden bir tarihi var. Bilinen en erkeni 12. yüzyılda Benedikten tarikatına mensup Alman rahibe, yazar, besteci, alfabe mucidi, filozof Hildegard von Bingen tarafından yapılan, “bilinmez dil” anlamına gelen ve 23 harflik Litterae Ignotae alfabesinin kullanıldığı “Lingua Ignota”ydı.  16. yüzyılda Osmanlı şairi Muhyi-i Gülşeni de Osmanlı’da ortak kültür dili yaratmak üzere “dilsizlere dil veren” anlamına gelen “Bâleybelen” yapay dilini 1574’te kurguladı.  

Esperanto Bayrağı

18 Yüzyıla kadar Latince, uluslararası diplomatik dil ve temel eğitim dili olarak, eğitim görmüş Avrupalı için ortak ilişki dili işlevi taşıdığından, başkaca bir yapay dil Avrupa için gerekli olmadı. Ancak yine de 17. yüzyılda Descartes ile Leibniz, bilgi aktarımının pratik biçimde sağlanması için mantıklı, sembolik bir sistem önermekten geri durmadı. Modern anlamda ilk yapay dil, Güneybatı Almanyalı Papaz Schleyer’in önerdiği “Volapük” oldu. En çok yaygınlaşıp kullanılanı ise Polonyalı göz doktoru Ludwik Lejzer Zamenhof tarafından 1887 yılında yaratılan Esperanto idi. 1918’e gelindiğinde yeryüzünde 100’e yakın yapay dil vardı. Bugün bu yöndeki arayışlar, bilgisayar ve yapay zekâ desteğiyle daha olanaklı bir düzeye gelmiş bulunuyor. Ancak bugünün dünyasında yaygın diller tek bir ulusla özdeşleştirilmediğinden ve ilişki dili işlevi taşıdığından, yapay dil arayışları eski hızını yitirmiş görünüyor.

Ludwik Lejzer Zamenhof

İster Bingenli Azize Hildegard’ın Lingua Ignota’sı gibi mistik amaçlarla kullanılmak için olsun ister Muhyi-i Gülşeni’nin Bâleybelen’i gibi ortak kültür dili yaratmak için olsun ister Zamenhof’un Esperanto’su gibi farklı dilleri konuşan kişiler arasındaki iletişim zorluklarını aşmak için olsun, hiçbir yapay dilin, doğal/tarihsel bir dil gibi zamana direnmesi, yaygın kabul görmesi, hele belli bir kültür üretmesi olanaklı değildir. Çoğu, Hint-Avrupa dilleri temelli olduğundan evrensel bir dil niteliği kazanmaktan uzaktır. Sadece basit bir anlaşma aracı olan teknik bir olgu olmadığından, bireye geniş bir kültür alanı açan doğal diller, bu tür verimlerini ancak yüzlerce yıl sonra üretebilecek ve bu nedenle birkaç kuşağın fedakârlığını gerektiren yapay diller karşısında aşılmaz üstünlüğe sahiptir.

Kelime hazinesi bakımından Romen dilleri, yapısal özellikleri bakımından tek heceli diller grubunda değerlendirilebilecek Esperanto, fonotik özellikleriyle Slav dillerine yakın, anlambilimsel açıdansa Hint-Avrupa dil ailesinin karakteristik özelliklerini göstermektedir. Birçok ülkede resmi kuruluşları ve toplulukları bulunan Esperanto ile bugüne kadar 100’den fazla kitap yazıldı ve 25.000’in üzerinde kitap bu dile çevrildi. Birkaç kez Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen William Auld gibi tanınmış romancıları olan; çok sayıda dergi ve gazetenin yayımlandığı, müzisyeninin bulunduğu, 2 milyondan fazla kişinin konuştuğu Esperanto, 1000 kadar kişinin de anadilidir.

Babil Kulesi, Pieter Brueghel (1563)

“Esperanto”ya ilk ve son olarak resmi yapay dil statüsü kazandıran Güller Adası Cumhuriyeti’ne gelince, kuruluşundan 8 ay sonra 13 Şubat 1969’da İtalyan donanması tarafından bombalanarak havaya uçuruldu. O alevlerden ve dumandan geriye 68’in “La grava afero estas ŝanĝi la mondon aŭ almenaŭ provi** …” ideali kaldı!

Belli ki insanlık, Babil Kulesi’nin inşasına devam edecek…

———————

Esperanto dilinde:

*Güller Adası Cumhuriyeti

**Önemli olan dünyayı değiştirmek ya da en azından denemek…

(Berfin Bahar Dergisi, Şubat 2021)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir