Fıstıkçı Şahap Eğitimi

“Ana muhalefet partisi lideri ve muhalif” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Pazartesi günü İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada hem “Bunu iddialı söylüyorum, bugün Batı’nın üniversitelerinde bizim ulaştığımız bu kemiyete onlar ulaşamadılar. Bunun yanında hele hele orta öğretimde hiç mi hiç ulaşamadılar. Biz bunları aştık.” dedi hem de  “Samimi bir muhasebe ile geçtiğimiz 18 yılda her alanda tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum.” dedi.

Ardışık iki önerme arasındaki çelişkiyi bir yana bırakıp cümlenin “eğitim öğretim” kısmına yakın plan çekim yapalım mı?

Aslında Covid-19 salgını, birçok sorunun yanında birtakım fırsatlar da getirmişti. Bunlardan biri pandeminin en fazla zarar verdiği eğitimle ilgiliydi ve sınav odaklı sisteme belli bir biçim kazandırma, en azından sınav olgusunu “odaktan” çıkarma olanağıydı. Koşulları vardı, yapılabilirdi; ama her zamanki gibi sektör kazandı!

Çünkü Eğitim Bakanlığımız düşünüp söylediklerinin tersine, sınav odaklı eğitimden asla vazgeçmedi; tersine onu daha da güçlendirmek için yüz yüze eğitime 8 ve 12. sınıflarla ve sınav hazırlığıyla başladı! Kurslarda ve özel okullarda virüs bulaş etkisini yitirdiği için iki ay önceden sınav gruplarına kendi okullarında açmadığı kurslara paralı merkezlerde izin verdi. Verince ne oldu, merkezi sınavlara hazırlığa erişimde dezavantajlı ailelerin çocukları kaybetti!

Kaybetti, çünkü ÖSYM o eğitimi alanla almayanı aynı sınavda ve “eşit” şartlarda yarıştıracak! O yarıştan da Cumhurbaşkanının “Batı’yı hele hele ortaöğretimde” geçtik dediği performans çıkacak!

Bu paralı merkezlerde sınav tahrikli LGS, YKS eğitimi nasıl mı yapılıyor? Yaklaşalım…

Bütün amaç, sınav öncesinde biriktirilen umutları, süslenen hayalleri gerçekleştirebilmek. Umduklarını bulanlar mutlu, bulamayanlar bir sonraki sınav için umutlu, yollarına devam edecek.  

Aslında bu sınavların tek ve mutlak kazananı kurslar, özel okullar, özel dersçiler! Kaybedeni ise her zaman, “sınav hazırlığı bunlarsız olmaz” algısının kurbanlarıdır. Bu algı yıllardır o kadar kökleşti ki, sonunda gerçekten bunlarsız sınav kazanılamaz oldu!

Sınav size her maddede dört beş seçenek sunuyordu. Bunlardan biri doğru yanıttı ve siz bunu bulmak zorundaydınız. Evet, o dört veya beş maddeden biri sizin hayallerinizi gerçekleştirecek, hayatınızı kurtaracaktı. Bunu başarabilirseniz, iyi bir okulu hak etmiş oluyordunuz. Sonra yine doğru kutucuğu karaladığınızda bu kez iyi bir işe giriyor, toplum içinde saygınlık kazanıyordunuz.

Bütün mesele o doğru seçeneği bulmak. Gerisiyle kimse ilgilenmiyor hatta siz bile! Neden o doğru, ötekiler yanlıştı? Doğruya hangi süreçlerden geçerek ulaştınız? Hangi bilgiyi hangisiyle ilişkilendirip kullandınız? O bilgi sizin yaşamınıza bir renk katmış, bilgi evreninize bir zenginlik kazandırmış mıydı? Kapasiteniz ne kadar artmıştı? Önceden yapamadığınız bir şeyi yapabilir hale gelmiş miydiniz? İçinde bulunduğunuz evrene yeni bir anlam yüklemiş ve evrendeki konumunuzu yeniden tanımlayabilmiş miydiniz?…

Oysa pedagoglara göre kalıcı öğrenme insanda bu değişimleri yaratan öğrenmedir ve zihinsel süreçler içinde oluşur. Zihinsel süreçler gözlenemediği için, öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği, öğrenilenin gözlenebilen yönü, yani performansla değerlendirilir.

Ama siz doğru seçeneğe ulaşın da nasıl ulaşırsanız ulaşın! Zaten bunun için kurslara, özel okullara, özel derslere kucak dolusu para ödemiyor musunuz? Sınavı kazanmanız için doğru seçenekteki bilgiyi hatırlamanız yeterli. Hatırlayın da nasıl hatırlarsanız hatırlayın! Sizi sınava hazırlayan sektör, bunun için var. Size bilgiyi hatırlatmak için!  Bu nedenle bilgi kırıntıcıklarını sınava kadar hafızanızda tutabilmenizi sağlayacak türlü formüller üretiyor, adeta bilgiyi tablet haline getirip haplaştırıyor! Siz de sınavdan önce bu hapı yutuyorsunuz!

“Bir metni ya da bir sözü tekrarlayacak biçimde akılda tutmak” demek olan Farsça “ezber” sözcüğü,  sadece bir sözcük olmaktan çıkıp bütün bir hazırlık sürecinizin egemen öğrenme yöntemi oluyor:

Türkçenin sert ünsüzlerini “fıstıkçı şahap”tan, kaynaştırma ünsüzlerini “yaşasın” ünleminden, eylemlikleri “mayışmak” eyleminden, ortaç eklerini “anası mezar dikecekmiş” ve ulaçları da “Kenyalı asiye emadan ince ip arakladıkça” cümlesinden hafızlayacak; ama ne, nasıl, neden gibi soruları asla sormayacaksınız!

Kimya dersinde de öyle yapmadınız mı? Sülfürik asidi “Hasan 2 salak Osman 4”le, soy gazları “Hergele Necip arsız karısını kesip rendeledi” cinayetindeki sözcüklerin ilk harfleriyle, ideal gaz denklemini (PV=nRT) “paran varsa ne rahat” ile (periyodik cetvel kodlarını geçiyorum) “hafızlamadınız mı”?

Divan Edebiyatı’nda dindışı konuları işleyen Baki, Nedim ve Nefi’yi BANENE (Banane, olur bu kadarcık sapma!) ile kodlayan edebiyat “hoca”nız, rubai yazan bir Osmanlı şairi bulamayınca İran edebiyatından Ömer Hayyam’ı ödünç aldı da kaçınız itiraz ettiniz?

Tanzimat yazarlarını “ŞAŞNAZ” ve “SORUNADAM”, Servet- i Fünuncuları “SAHTE HACİM” Beş Hececiler’i “HEYOF”, Yedi Meşalecileri “SeVMeYeCeKaZ”, Maviciler’i “AFO”, Birinci Yeni’yi “OMO”, İkinci Yeni’yi “ECE SÜT İç”, ile kodlayan “hoca”nız, Hisarcılar’a da “GİTMeYiM” demedi mi?

Size “Kara ay”dan Refik Halit’i, “tarhana”dan Abdülhak Hamit’i, “mol”den Molliere”i hatırlatmaya çalışan “hoca”, “Vanya Dayı, Vişne Bahçesi’nde Üç Kız Kardeş’e Martı hikâyeleri anlatırken On Ton (Anton Çehov) ağırlığında bir vişnenin üstüne düştüğünü” söylemedi mi?

“Hafız”ınız Rap müzik tarzında yorumladığı “3 Dakikada Cumhuriyet Edebiyatı” başlıklı videoyu izletmedi mi? İyi, ben sözlerini buraya yazıyorum, siz Rap şarkısı olarak tekrar edin: “Falih Rıfkı Atay Atatürk’ün kankasıydı/ Atatürk’ü izleyip de eserlere yansıttı/ Çankaya’dan Zeytindağ’a Tahmis, Tuna Kıyısı/ Unutmadan söyleyim Ateş ve Güneş anısı…” Sözler böyle uzayıp gidiyor, sizler devam edin!

Tek kusuru, başlıkta “3 dakikada” denmesi; çünkü video 4 dakika! Hız çağında yaşıyoruz ya 4 dakikalık video içeriğini bile 3 dakikada ezberletiyorlar! Ne eğitim ama!

İşte eğitimin geldiği son nokta.                

Nokta!

“Fıstıkçı Şahap Eğitimi” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.