Sistemi değiştiremezsen, sınıfı değiştir!

RADİKAL (2023)

Çağdaş eğitim tartışmalarında ve özellikle yoksul bölgelerde dönüştürücü pedagoji arayışlarına ilham veren Radikal filmi, bu arayıştaki öğretmenlere “Sitemi değiştiremezseniz bile sınıfı değiştirebilirsiniz!” diyor ve Meksika’nın yoksul bir kasabasındaki “ceza okulu” öğretmeni Sergio Juarez Correa’yı örnek gösteriyor…

Duvar Delİğİ

1999 yılında Hindistan’ın başkenti Delhi’de yoksul bir mahallenin okuma yazma bilmeyen çocukları bir gün, bir duvarın deliğine yerleştirilmiş bilgisayar gördüler. Sonraki günlerde, orada öylece duruveren bu bilgisayarı kısa sürede kullanmayı, onunla metin yazmayı, onun aracılığıyla interneti öğrendiler. Ardından İngilizce, matematik, biyoteknoloji gibi konuları kendi başlarına öğrenmeye; hatta kuantum fiziği kavramlarını keşfetmeye başladılar. Deney, bunun gibi yüzlerce mekânda tekrarlandı ve deneye katılan çocuklardan biri Yale Üniversitesi’nde evrimsel biyoloji alanında doktora yaptı. 

Bu hikâye, 2005 yılında Vikas Swarup’un yazdığı ‘Q and A’ (Soru ve Yanıt) adlı romanına ve 2009’da da Danny Boyle’nin yönettiği, Türkiye’de “Milyoner” adıyla gösterime giren Slumdog Millionaire (Gecekondu Milyoneri) filmine esin kaynağı oldu.

Çocukların doğal meraklarının öğrenmeyi tetiklediğini kanıtlayan ve ‘en az müdahaleli eğitim’ (Minimally Invasive Education, MIE) kavramını doğuran bu deneyin arkasında, geleneksel eğitim sistemlerini sorgulayan Hintli bir eğitimci ve bilgisayar bilimcisi Sugata Mitra vardı. Mitra’nın ilgi alanı eğitim teknolojileriydi ve yukarıda sözünü ettiğimiz, yoksul çocukların kendi kendilerine öğrenme potansiyelini kanıtlayarak, dünya çapında eğitim tartışmalarını ateşleyen ‘Duvar Deliği’ (Hole in the Wall) deneyine imza attı.

Duvar Deliği’nin evrimi; öğretmenin sadece rehberlik ettiği, “Evren sonsuz mu, tarihi neden öğreniriz?” gibi büyük sorulara, iş birliği içinde yanıt arayan çocukları bilgisayarlarıyla ve ‘büyükanne bulutu’ adlı gönüllülerle baş başa bırakan ‘Kendinden Organize Öğrenme Ortamları’ (Self-Organized Learning Environments, SOLE) oldu. Mitra’nın 1970’lerin ‘okulsuzlaşma’ hareketini anımsatan, sınavları kaldırma ve eğitimi geleneksel biçimlerinin dışına çıkarma önerileri, hükümetler tarafından benimsenmese de düşünceleri eğitim tartışmalarını zenginleştirdi.

Radİkal

O tartışmalara katkıda bulunan araştırmalardan biri de 2013 yılında Wired dergisinde yayımlanan “Bir Dâhiler Neslini Ortaya Çıkarmanın Radikal Bir Yolu” (A Radical Way of Unleashing a Generation of Geniuses) başlıklı makaleye konu oldu. Makalenin yazarı Joshua Davis’ti ve Davis’in tezi, Meksika’nın Matamoros gibi yoksulluk ve suçun ayyuka çıktığı kentlerinin sınır kasabalarından birinde, eğitim alanında çığır açan bir öğretmenin deneyimine dayanıyordu.

İşte o deneyim, 2023 yılında Kenyalı yönetmen Christopher Zalla’nın kadrajında, ezber ve sınav odaklılık gibi geleneksel pedagojik ve yoksulluk, şiddet, eşitsizlik gibi toplumsal sorunlara duyarlı, onları güçlü biçimde yansıtan, etkileyici bir dram filmi oldu: Radikal. Eğitimin bireylerin hayatında nasıl dönüştürücü bir güç olabileceğini sarsıcı bir biçimde aktaran filmin ilk gösterimi 2023 Sundance Film Festivali’nde yapıldı ve eleştirmenlerde genel olarak olumlu bir karşılık buldu. Özellikle gerçekçi hikâyesi, sert ortam betimlemesi ve genç oyuncu kadrosunun doğallığı övgüye değer görüldü.

Radikal’in odak noktası, Meksika’nın Ciudad Juárez sınır kasabasında yaşayan gençlerin ihmal, yoksulluk, şiddet ve yolsuzlukla örülü yaşam koşullarında verdikleri mücadelesidir. Bu ortamda, sıradan eğitim modellerinden farklı bir yaklaşım benimseyen öğretmen Sergio Juárez (Eugenio Derbez) öğrencilerinin merak ve yeteneklerini ortaya çıkarmak için ‘Radikal’ adını verdiği yenilikçi bir eğitim programı geliştirir. Sergio, öğrencilerine fen bilimleri, beşerî bilimler, felsefe, sanat gibi alanlarda öğrenme fırsatları yaratarak onların potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olur. Bu radikal öğrenim yaklaşımı, gençlerin kendi güçlerini bulmalarına, umutlarını gerçekleştirme ve hayatlarını değiştirme gücünü elde etmelerine önayak olur. Eğitimin bireysel ve toplumsal dönüşümdeki rolünü vurgulayan film, öğretmenlik mesleğine ve eğitimde yenilikçi yaklaşımların önemine dair geniş bir tartışma zemini açar.

Radikal’de, yoksulluk, yolsuzluk ve çete şiddetiyle çevrili bir ortamda, Meksika’daki en düşük test puanlarına sahip, Müdür Chucho’nun (Daniel Haddad), geleneksel yöntemlerle suya sabuna dokunmadan “idare ettiği”, adı ‘Ceza Okulu’na çıkmış José Urbina López İlköğretim Okulu’nda, yeni öğretmen Sergio Juárez’in yenilikçi eğitim mücadelesine tanık oluyoruz. Olurken de yönetmen Christopher Zalla, bizi etkisinden kolay çıkamayacağımız bir duygu fırtınasının içine bırakıyor. Arka planda yer alan kasabanın acı gerçekleri ve çocukların yaşadıkları bireysel trajedilerle hüznümüz ve öfkemizi denetlemekte zorluk çekerken, çocuklar kendi potansiyellerini fark edip yeteneklerini tek tek açığa çıkardıkça insana dair umutlarımız tazeleniyor.   

Potansİyelİ açığa çıkarmak

İşte José Urbina López İlköğretim Okulu’nun 6. sınıfının öğrencilerinden birkaçı: Paloma (Jennifer Trejo), matematik tutkunu bir kız; çöp dağının hemen yanındaki barakada hasta babasıyla yaşıyor ve çöpten topladıkları geri dönüşümlerle geçimlerini sağlıyorlar. Paloma sağdan soldan bulduğu hurdalarla bir teleskop yapmış, astronot olmak istiyor. Lupe (Mia Fernanda Solis), ailevi yükümlülüklerle boğuşuyor, kardeşlerine bakmak zorunda, babası yok, annesi çalışıyor. Öğretmeni onda filozof potansiyeli fark ediyor, aykırı sorular sorabiliyor çünkü ve Lupe kütüphaneden aldığı bir kucak felsefe kitabıyla eve dönüyor. Nico (Danilo Guardiola), uyuşturucu çetesiyle bağlantıları olan bir çocuk, çetenin lideri adına uyuşturucu satıyor, okulda bile. Ulaşılması zor, sessiz ama konuşunca en ilginç sözler onun ağzından çıkıyor. Öğretmenin ilk dersteki ilk sorusu “Nesneler nasıl yüzer?”e takılmış, kırık dökük, atık bir kayığı onaracak ve denizde yüzdürecek. Öğretmen Sergio’nun küçük dokunuşları bu çocukların meraklarını ateşliyor, onlarda hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir güç yaratıyor.

Kasabanın sosyoekonomik yoksulluğu ve eğitim sisteminin bütün olumsuzluğuna karşın, öğretmen Sergio Juarez Correa, öğrencilerin sahip olduklarına inandığı ‘potansiyellerini’ açığa çıkarabilmeleri için onlara şu yolu izlemeleri gerektiğini söylüyor: “Bir gün bir eşek derin ve suyu çekilmiş bir kuyuya düştü. Mucizevi bir biçimde yaralanmadı ama dışarı da çıkamadı. Sahibi olan yaşlı köylü, onu kurtarmanın eşeğin kendisinden pahalıya mal olacağını düşündü. Kuyu kuruduğundan ve diğer hayvanlar için de tehlikeli olacağını düşündüğünden, eşeği kuyuyla birlikte toprağa gömmeye kara verdi ve kuyuya toprak atmaya başladı. Bir süre sonra eşek sessizliğe büründü. Köylü hayvanın öldüğünü düşündü, kuyuyu doldurmak için toprak atmayı sürdürdü. Birden kuyudaki topraktan iki kulak ucunun çıktığını gördü. Eşeğin kafası yavaşça ortaya çıkıp toprağı silkeleyince köylü, daha hızlı toprak atmaya başladı. Eşek gömülmeye izin vermedi, üzerine atılan toprağa basarak kuyudan dışarı çıkıncaya kadar yükseldi…”

Şu andan itibaren 6. Sınıf öğrencileri de o eşek gibi yapacaklardı. Üzerlerine ne kadar pislik atılırsa atılsın, kendilerini gömmesine izin vermeyecek, silkeleyip atacak, onu dünyanın en iyi öğrencileri olabilmek için kullanacaklardı… Ama yine de eğer izin verirlerse, onları durdurabilecek bir şey vardı, o da kendileriydi! Dünyada onlarla aynı yaşta olup ileri matematik formüleri çözebilen, senfoni yazabilen ve hatta robot yapabilen çocuklar varken onlar, yani Jose Urbina’nın öğrencileri bilgisayar ve internet, hatta bazen elektriği bile olmadan bu tür şeyleri nasıl yapabilirler ki? “Ama ne var biliyor musunuz? Bunların hiçbirine ihtiyacınız yok, hiçbirine… İhtiyacınız olan şeye, her birinizin ihtiyacı olan şeye zaten sahipsiniz… Ve onun adı: Potansiyel! Kullanıp kullanmamak size kalmış, sizi zorlayamam, aileniz de zorlayamaz. Kullanıp kullanmayacağınıza karar vermek sizin sorumluluğunuzda…”

Okulun diğer öğretmenleri, öğrencilerini harıl harıl, Meksika’daki kamu veya özel okullara kayıtlı her öğrencinin girdiği ulusal sınav ENLACE’ye hazırlıyorlar. Ama öğretmenler, sınavdaki okul başarısının öğrencilere bir gelecek yaratmasına değil, başarının kendilerine sağlayacağı pirimle ödüllendirilmeye odaklanmışlar. O yüzden Sergio’nun müfredatı bir kenara atıp okul bahçesinde, çamurlu havuzda, masaları ve sıraları ters yüz edilmiş derslikte öğrencilerin ilgi ve isteklerine göre ders yapmasını istemiyorlar; onu bir an önce sınava odaklı ezbere dönmesi için zorluyorlar. Hatta ulusal sınavın sorularını çalmışlar, öğrencileri bu sorulara hazırlıyorlar. Sergio ise kendisine de verilen soruları, buna gerek yok ki, diyerek çöpe atıyor. O, ‘Duvar Deliği’ndeki gibi bir bilgisayarın peşine düşmüş ama nafile; okul ödeneklerine el koyan merkezî ve yerel eğitim yöneticilerinden, bürokratik engellerden, yasal prosedürlerden bilgisayara ulaşmak ne mümkün! Okulun 4 yıl önce açılan bilgisayar sınıfı dört yıldır kapalı…

Fedakâr öğretmen romantİzmİ

Özel isimlerin üstünü kapatsak, Türkiye’de bir okul betimleniyor sanırsınız: Sosyoekonomik eşitsizlik, eğitim politikalarının üretilip yönetilmesinde liyakatsizlik, nitelikli eğitime erişimde adaletsizlik, öğrenciyi hayattan ve toplumdan koparan ders programları, ezbere dayalı sınav odaklılık, sınavlara düşen şaibe… Dolayısıyla Radikal’in Türk eğitim sistemine yönelttiği zımni eleştiriyi de görmek zorundayız: Her iki ülkede de ve daha bir çoğunda, eğitim toplumsal eşitsizliği azaltmak yerine durmadan yeniden üretiyor. Öğrencinin kişisel, bilişsel ve toplumsal gelişimi ise veliler dahil kimsenin umurunda değil; yeter ki öğrencinin yeri belli olsun ve dört ya da beş şıktan doğru olanı bulsun, bulsun da nasıl bulursa bulsun!

Oysa eğitimden beklenen fayda, sağlıklı bir kişilik gelişimi, bireysel yeteneklerin keşfi, geliştirilmesi ve sosyalleşme… Bütün bunlar, yalnızca uygun pedagojik koşullarda gerçekleşebilecek gelişmelerdir, ancak o koşullarda öğrenci eğitimin nesnesi değil, öznesi olabilir. Eğitimin öznesi olabilmekse sahip olunan potansiyelin eğitim yoluyla açığa çıkarılmasını önceler. Skolastik ve ezberci eğitimin bunu başaramayacağı ortadadır. Bu nedenle öğretmen, sistemin değil, öğrencinin yanında konumlanırsa dönüşüm mümkün olabilir… Derse her seferinde bir soruyla başlayan Sergio, öğrenciler susarsa ‘İlk kim yanılmak ister?’ diyerek onları teşvik ediyor. Bizse yanlışı cezalandırıp doğru şıkkı işaretleyeni ödüllendiriyoruz. Halbuki bu tür bir sınav, başarıyı ölçmüyor, sadece tanımlıyor; ölçme düzeltmeyi, tanımlamaysa kabullenmeyi içeriyor.

Bütün bunlara karşı koyan Sergio, görevini okulun işleyişine uygun yapmadığı için iki hafta okuldan uzaklaştırılıyor, uzaklaştırılınca öğrencileri de okuldan elini ayağını çekiyor. Bu arada sınav komitesi soruların çalındığı duyumu üzerine, uygulanacak sınav kitapçığını değiştiriyor; çalıntı soru kitapçığını öğrencilerine ezberleten öğretmenleri ters köşe ediyor…

Neyse ki bu süreçte Sergio’nun çabaları, içtenlikle ve dürüstlükle yöneldiği okul müdürü Chucho’da karşılık bulmuş, onu bu yenilikçi öğretmenin yapmak istediklerinin öğrencilerin yararına olan işler olduğuna ikna etmiştir. Şimdi de öğrencilerini ikna edebilmelidir; çünkü sınav yaklaşmış, öğrenciler dağılmıştır: onları ancak çok sevdikleri öğretmenleri okula döndürebilir. Sergio, arabasını satarak aldığı bir dizüstü bilgisayarla okula döner. Dönünce de bütün öğrencileri sınav için okula geri gelirler… Sınav başlamadan önce öğrencilerine moral ve güç verir:

“Pekâlâ çocuklar, dinleyin. Bu test ne kadar bildiğinizi ölçer tamam mı? Belki bu yıl size bilmeniz gereken her şeyi öğretmedim ama nasıl düşüneceğinizi öğrendiniz. Yani bazı sorular size tanıdık gelmeyebilir ama bu testte çözemeyeceğiniz hiçbir şey yok, tamam mı, anladınız mı?… Aslında… aslında başlamadan önce bilmenizi istediğim bir şey var… Hepiniz bana çok şey öğrettiniz… ve her birinizle ayrı ayrı gurur duyuyorum. Hadi şimdi! Onlara gösterin, hadi!..” Gözetmenin uyarı ve komutuyla sınav başlar…

Radİkal’İn eğİtİm felsefesİ

Öğretmen Sergio Juárez Correa’nın radikal öğretme ve motivasyon yöntemlerini merkeze koyan film, öğrencilerin deneyimlerinden yola çıkarak onların meraklarını dürtme, toplumsal eşitsizlikleri sorgulama ve bireysel potansiyeli açığa çıkarma temalarını ele alıyor. Bu yaklaşım, John Dewey’nin ilerlemeci eğitim felsefesi ile Paulo Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisinin çakışma alanlarında değerlendirilebilir. Dewey ve Freire, geleneksel eğitimi eleştirerek öğrenci merkezli, deneyimsel ve toplumsal değişime odaklı bir pedagojiyi savunurlar ve birey-toplum diyalektiği, eylem-yansıma (praxis) ve eğitimde demokrasi/bilinçlendirme gibi temalarda örtüşürler. Film, bu örtüşmeyi somutlaştırarak, yoksul ve baskı altındaki öğrencilerin eğitim yoluyla hem bireysel gelişimine hem de toplumsal direniş geliştirmelerine ayna tutar.

Dewey’nin felsefesi, eğitimi demokrasinin aracı olarak görür: Öğrenciler deneyim yoluyla öğrenir, sorgular ve toplumsal katılım sağlar. Freire ise, bilginin pasif aktarımına dayanan ‘bankacı eğitimi’ eleştirerek, “sorun-çözücü eğitim”i savunur; burada öğrenciler kritik bilinç geliştirerek toplumsal ve kurumsal baskı yapılarının dönüştürülmesine katılırlar. Dolayısıyla iki eğitim felsefesinin çakışma alanlarını şu biçimde belirlemek olanaklıdır:

Her iki yaklaşım da bireysel gelişimi toplumsal bağlamda ele alır. Dewey, bireyin toplumla sürekliliğini demokrasi yoluyla sağlar; Freire, bireyin tarihsel-kültürel bağlamda baskıya karşı bilinçlenmesini vurgular. Bu diyalektik, eğitimi sosyal dönüşüm aracı kılar. Dewey’nin yansıtıcı sorgulama ve Freire’nin eylem ve yansımanın birliği tezi, öğrenmeyi deneyimsel hale getirir; bilgi, soyut değil, pratik sorunlardan doğar. Dewey reformcu bir demokrasi, Freire devrimci bir kurtuluş hedefleyerek her ikisi de eğitimi statik olmaktan çıkarıp gelişim ve katılım odaklı kılar.

Freire, Dewey’den etkilenerek eğitimi kişisel keşif ve sosyal değişim olarak yorumlar ama onun sistem içi reformundan da radikal bir eleştiriyle ayrılır. Dewey iyimser bir toplumsal düzen varsayarken, Freire sınıf çatışmasını önceler. Yine de bu fark, Dewey’nin proje temelli yöntemleri Freire’nin baskı eleştirisiyle birleşerek, eğitimi dönüştürücü güç haline getirir.

Radikal filmi, bu çakışmayı Sergio’nun eğitim pratiği üzerinden somutlaştırıyor. Onun yaklaşımı, Dewey’in öğrencilerin fizik projeleriyle günlük sorunları çözmesi gibi deneyimsel öğrenmesini, Freire’nin yoksulluk ve şiddete karşı duruş gibi kritik bilinçlenmesiyle birleştiriyor. Film, birey-toplum diyalektiğini Paloma’nın hikâyesinde netleştiriyor: Öğrenci, hurda toplama deneyiminden teleskop yaparak bireysel büyüme yaşıyor, bu da sınıfın toplumsal eşitsizlikleri sorgulamasını beraberinde getiriyor. Teori-pratik ilişkisinde, Sergio’nun “hatalardan öğrenme” ve diyalog yöntemi, Dewey’nin yansıtıcı sorgulaması ile Freire’nin ‘uygulama’sını somutlaştırıyor. 

Bu çakışma alanları, filmi çağdaş eğitim tartışmalarında ve özellikle yoksul bölgelerde dönüştürücü pedagoji arayışında ilham verici kılıyor. Son olarak Radikal’in, benzerlerinde sık rastladığımız kahraman ve fedakâr öğretmen anlatısını sürdürmediğini, Sergio’nun çabalarını romantikleştirmediğini, onun yapabileceklerinin, ancak sınıfı değiştirmekle sınırlı kalabileceğini, sisteminse eğitim uygulamalarıyla değiştirilemeyecek kadar köklü ve kalıcı olduğunu göstermekle yetindiğini söylemeliyiz.

Ve ENCALE sonuçları

Evet, artık bitirebiliriz. Yukarıda sınavı başlattık ama sonuçlarını vermeyi unuttuk. Sergio’nun sınav öncesi uyarılarına dikkat eden ve nasıl düşüneceklerini artık bilen öğrencileri, sınavda kurgu değil gerçek olan şu sonuçları elde ediyorlar: 

Bir yıl önceki sınavda öğrencilerin yalnızca %55’i matematik ve %59’u dil sınavında ENCALE’yi geçmiş; hiçbiri ‘tam puan’ alamamış. 2012’de Sergio ile geçirilen bir yılın ardından, öğrencilerin %93’ü matematik testini geçiyor ve %63’ü ‘tam puan’ alıyor; %97,5’i dil testini geçiyor ve %72’si ‘tam puan’ alıyor. Sergio’nun 10 öğrencisi matematik testinde ülke çapında %0,1’lik dilime giriyor. Paloma Noyola Meksika genelinde en yüksek puana ulaşıyor. Bu durum doğal olarak ulusal bir sansasyon yaratmaya yetiyor.

Jose Urbina Lopez İlköğretim Okulu’nda hâlâ bilgisayar laboratuvarı yok! Sergio Juarez Correa, Matamoros’ta yaşıyor ve 6. sınıf öğretmenliğine devam ediyor.

Yani sistemi değiştiremese bile sınıfı değiştirme mücadelesi sürüyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir