Hibrit Eğitim

Pandemi sürecinin dayattığı zorunlu okulsuzlaştırma sonucunu eğitim yöneticilerimiz pek benimsemiş görünüyor. Şimdi bir zorunluluk olarak yapmakta olduğumuz çevrimiçi dijital eğitimi, pandemi sonrasında da kalıcılaştırmak için bakanlığımız ellerini ovuşturarak kolları sıvadı bile. Benzin sarfiyatını azaltmak için sıkışık trafikte, düşük hızlarda benzin motoru yerine elektrik motorunu kullanan hibrit araçlar gibi, geleneksel eğitim metodunun çevrimiçi eğitim materyalleriyle harmanlanması demek olan hibrit eğitime de hazır olun!

Eğitim şirketlerine ait dijital öğretmenler matematik, fizik, tarih öğretmekle kalmayıp bir yandan da geliştirdikleri interaktif algoritmalarla kullanıcıyı her yönüyle tanıyor, onların kendilerine özgü zayıf ve güçlü yönlerini keşfediyorlar.  Böylelikle termodinamiği, geometriyi öğrenmekte zorluk çeken öğrenciye özgü öğrenme yöntemleri geliştiriyorlar. Sonuç, kusursuz öğrenme! Hem bu dijital öğretmenler, sabırlarını yitirmediğinden öğrencilere kızıp bağırmıyor; özlük hakları ve toplumsal duyarlıkları olmadığından şirketlerini zora sokacak boykotlara da gitmiyorlar!

Robot Öğretmen

İsrailli tarihçi, yazar Harari’nin ‘Yarının Kısa Bir Tarihi’ alt başlıklı Homo Deus adlı son kitabındaki geleceğin eğitim ortamına ilişkin bu öngörüsü, henüz uzak olsa da fütüristler, çok değil yirmi yıl içinde, eğitimin kampüs, okul, sınıf, laboratuvar gibi mekânlardan, içinde akıllı robotların, yapay zekâlı dijitallerin cirit atığı sanal mekâna taşınacağını söylüyorlar.

Dünyanın geleceği üzerine araştırmalar yapan The World Future Society, “Gelecekte Yok Olacaklar” konulu raporunda, önümüzdeki 15-20 yıl içinde, eğitimde çok büyük değişiklikler beklendiği ve bu değişikliklerden en önemlisinin, okulsuz ve öğretmensizbir eğitim modeli olduğu vurgulanıyor. Yine bu rapora göre 2030 yılında okuldaki derslerin yüzde 90’ının internet üzerinden yapılacağı ve eğitimin, öğretmekten rehberlik yapmaya doğru evrileceği üzerinde duruluyor. Bu yolla gençlerin okulda zaman kaybetmelerinin önüne geçileceği belirtiliyor.

PISA, TIMMS gibi uluslararası değerlendirme listelerinin ilk sıralarında görmeye alıştığımız Finlandiya, şimdiden gardını aldı bile. Eğitim yetkilileri, fizik, matematik, edebiyat, tarih, coğrafya gibi dersleri müfredattan atmakla kalmıyor; öğrencileri de okul yerine market, kafe, işlik gibi mekânlara kaydediyorlar. Dersleri konvansiyonel yöntemlerle vermek yerine olayları, fenomenleri disiplinler arası bir formatta öğretmeyi deniyorlar. Örneğin İkinci Dünya Savaşı tarihsel, coğrafi ve matematiksel bakış açısıyla incelenebiliyor veya “Kafede Çalışmak” dersiyle öğrenciler, İngilizceyi, ekonomiyi öğrenirken iletişim becerilerini de kazanabiliyorlar. Değişimin bu yıl sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor(du).

Okulsuz Eğitim

Peki, bütün bu gelişmeleri bizim eğitim sorumluları nasıl okuyor? Okul dışındaki mekânları da okullaştıran, müfredatını sadece derslerle sınırlamayan Finlandiya örneğinde, Cumhuriyet’in aydınlanma ocakları olan Köy Enstitüleri’yle uygulama akrabalığı değil, sadece eğitimde okulsuzlaşmayı gördükleri açık! Bu görüşlerini toplumda meşru kılan COVID-19’a yatıp kalkıp dua ediyorlar.

Teslim etmek ve kutlamak gerekir ki, bizimkiler hem eğitim yükünden kurtulmak hem de saltanatlarını sürdürülebilir kılmak için, söz konusu fütüristlerle girdikleri bu öngörü yarışını şimdiden çoktan kazandılar bile! Bütün bu gelişmeleri Korona virüsünden çok önce gördüler ve “unschooling”de (okulsuz eğitim) dünya ikinciliğini (Birinci Çin.) elde ettiler! Üniversitelerimizde okuyan öğrencilerimizin yarısı “açık öğretim”de, yani okulsuz eğitimde(ydi, şimdi tümü!) Zaten uzaktan eğitim programında olanlar buna dâhil değil, onların sayısı da hızla artıyor.

Eğitim Bakanlığı aynı başarıyı “zorunlu” ilköğretim ve ortaöğretimde de yakalamak için yoğun mesai harcıyor(du, şimdi gerek kalmadı.) Sadece “açık lise”de kayıtlı öğrencimizin sayısı milyonu geçmişti. “Açık ortaokul”da da bunun yarısı kadar çocuğumuz vardı. Okula gidemeyen altı yüz bin kız çocuğu, dört yüz bin Suriyeli’yi buraya yazmıyoruz; eğitime ara veren hafızları ve mevsimlik tarım işçisi çocuklarımızı da. Açık üniversite, açık lise ve açık ortaokuldan sonra sıra “açık ilkokul”da! Okul öncesi dersen, tamamen açık! O, büyükanneye teslim! “Okulsuz eğitim”de bizi kimse tutamaz artık!

Çevrimiçi Öğretim

Dünyada uzaktan eğitimin en geniş sanal ağı olan Khan Academy’nin dersleri, MEB’in Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile yapılan iş birliği çerçevesinde, STFA’nın Çeviri Vakfı aracılığıyla Eğitim Bilişim Ağı’nda (EBA) yayımlanıyor. EBA dünyada en çok tıklanan eğitim ağlarından biri; çocuklarımız bu sanal mekânda tahsillerini eğlenerek yapıyor! Eğitim yöneticilerimiz tabloyu tamamlıyor: “Sevgili öğrenciler, sizi en mutlu edecek şeyi yaptık, dersleri seyrelttik; müfredatı (Atatürk’ten, Cumhuriyet’ten ve bilimden M.P.) hafiflettik!”

Gallup’un araştırmasına göre, okullarından toplu katliamların eksik olmadığı, “homeschool” ve “unschooling” gibi uygulamaların yaygın olduğu Amerika’da insanların sadece %15’i homo sapiensin evrimleşmesinde hiçbir ilahî etki olmadığına inanıyor; gerisi “Allah korusun!” diyormuş. Bizde durum ne midir? AKP’nin Cumhuriyet’e son darbesi olan “Başkanlık Sistemi” için yapılan halkoylamasında, Gezici’nin yalancısıyım, üniversite mezunlarının %70’i “hayır”, okuryazar olmayanların %70’i “evet” demiş!

Eğitimi “okulsuzlaştırma” ve “müfredatı hafifletme” çabalarının bir nedeni bu, diğeri de malum, hibrit otomobiller benzin sarfiyatını azaltıyor!

“Hibrit Eğitim” için 4 yorum

  1. Her şeyi değiştirmeye (yenileştirmeye değil elbette) çalışanların değişmeyen sadece kafaları. Hala orta çağdalar. Teknoloji kullanılsa nne olur ki. İşte her şey ortada: Kral çıplak.

  2. Çok güzel Mustafa Hocam. Bizimkiler dünden razı böyle bir eğitim sistemine. Sonuç ne olur tahmin etmek zor değil. Senin yazdığın %70 örneği. Selamlar.

  3. Çok gerçekçi bir yazı olmuş. Eğitim sistemimizle ilgili karmaşayı güzel ortaya koymuşsun, eline sağlık Mustafa Hocam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.