Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda hüzün vardı,
kapkalın bir hüzün;
bir yanımızda düğün vardı,
ipince bir düğün!
Hüzün üç dalı kırdı, henüz çiçeklenmemiş;
Düğün türküyü sustu, dudaktan dökülmemiş!
Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda yaşam vardı,
yeşillenen bir yaşam;
bu yanımızda akşam vardı,
sabahı geç bir akşam!
Yaşam kapımızda asılı, üç söğüt dalı,
Akşam olmak bilmeyen, aşılmaz Sahra çölü!
Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda Hızır vardı,
ab-ı hayat içmiş Hızır;
bir yanımızda İlyas vardı,
denizlerden geçmiş İlyas!
Hızır ölümsüzlüğe ermiş, Gılgamış gibi,
İlyas’la buluşunca erir zaman kış gibi!
Kırk dokuz yıl önce bugün
bir yanımızda ateş vardı,
henüz sönmemişti ateş;
bir yanımızda kor vardı,
daha yanmamıştı kor!
Ateş hüznü yakardı, Hıdırellez ateşiydi,
Kor bize ondan kaldı, ateşin kardeşiydi!
Kırk dokuz yıl önce bugün,
Yani daha dün…
“Kırk Dokuz Yıl Önce Bugün…” için bir yorum