“Kimim Ben?”

Canan Al, geniş bir ırmak gibi akan Kimim Ben şiirinde İbrahimî dinlerin ortak atası üzerinden, bu coğrafyada ve kültürde kadın olmanın hallerini açığa çıkaran bir arkeoloji çalışmasına girişiyor. Bulgularıyla yüzleşiyor ve okuru da yüzleştiriyor, dizelerden dizelere, kadının çember içine alınmışlığına, yok sayılmışlığına kâh bir ağıt kâh bir isyan biçiminde ilerleyerek.

Okumaya devam et ““Kimim Ben?””

ChatGPT ile Sanat ve Edebiyat Üzerine

Beni ChatGPT’nin ürettiği şiir ve öykü hiç etkilemedi, çünkü çıktıları sanatçı öznenin şiir ve öyküleri değildi; ama tartışma kültüründen çok etkilendim. Yanlışını anladığı yerde özür dileme duyarlığı göstermesinin, etik olarak biz insanların çoğundan iyi durumda olduğunu teslim edip kendisine teşekkür ettim.

Okumaya devam et “ChatGPT ile Sanat ve Edebiyat Üzerine”

“Öğretmenim Şiyirim Geldi!”

ANAOKULU ÖĞRETMENİ

PEN Yazarlar Derneği 2023 Şiir Ödülü’ne değer görülen Barış Pirhasan, Dünya Şiir Günü için şiir bildirisi yerine LGBT bildirisi okuyunca 21 Mart’ta yayımlamayı düşündüğüm bu yazıyı, şiirlerimiz karışmasın diye bugüne ertelendim. Bu yazı dediğim, hem iki çocuk “şair”i konu alan biri Nadav Lapid’e, diğeri Sara Colangelo’ya ait “Anaokulu Öğretmeni” adlı iki filmin değerlendirmesi hem de çocuk-şiir ilişkisi hakkındaki sorularımdır.

Okumaya devam et“Öğretmenim Şiyirim Geldi!”

Dershaneciler Âleminin Kralları ve Soytarıları

Cumhuriyet Devrimi’nin ulusal, bilimsel, eşitlikçi ve çağdaş bir duyarlıkla 1924’te çıkardığı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun sağladığı eğitimin birliği esasından, karşı devrimci iktidarlar tarafından yapılan özelleştirmelerle bugün rekabetçi, yarışmacı ve yabancılaştırcı bir eğitime gelmiş bulunuyoruz. Selim Belenoğlu, Dershaneciler Âlemi‘nde bu son noktanın komedisini yazdı; şimdi sıra trajedisini yazmakta!

Okumaya devam etDershaneciler Âleminin Kralları ve Soytarıları

Anday’ın Şiirinde Dil Sorunsalı

Ölümünün 20. Yılı

Şiirle sadece duygulanmanın değil, düşünmenin de olanaklı olduğunu gösteren büyük şairimiz ve Cumhuriyet aydınlanmasının önemli yazarı, Melih Cevdet Anday’ı yitireli 20 yıl oldu. Onu, düşünce ve şiirimizin kuraklaşmaya başlayan ikliminde özlemle anıyoruz.

Okumaya devam et “Anday’ın Şiirinde Dil Sorunsalı”

“Şiir, ihtiyacı olanındır!”

Il Postino / Postacı

Nüfus adıyla Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto, bizim bildiğimiz adıyla Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı’nın şairi Pablo Neruda, 12 Temmuz 1904’te doğdu; 23 Eylül 1973’te siyasi mücadelelerle ve şiirle dolu 69 yıllık fiziki bir hayatı geride bırakarak dünya edebiyatının ve devrimler tarihinin unutulmazlar listesine yazıldı. Biyolojik yokluğunun 49’uncu, poetik ve politik varlığının 99’uncu yılında Michael Radford’un 1994 yapımı Il Postino (Postacı) filmi ile selamlıyoruz.

Okumaya devam et ““Şiir, ihtiyacı olanındır!””

“Anday Şiiri”nin Grameri

“Şair burada ne söylemek istemiş?”

Milas Belediyesi, Melih Cevdet Anday’ın yazları yaşadığı Ören’de 26 Ağustos’ta başlayan ve üç gün süren Melih Cevdet Anday Sempozyumu düzenledi. Halim Şafak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen sempozyumda ilk gün Melih Cevdet’in Anday’ın şair ve yazarlığı çeşitli yönleriyle incelenip tartışıldı. Sempozyum bildirilerinin yer aldığı Melih Cevdet Anday: ‘Rahatı Kaçan Ağaç’ kitabı okurlara dağıtıldı. Aşağıdaki metin, sempozyumda yaptığım konuşmadır.

Okumaya devam et ““Anday Şiiri”nin Grameri”

Yalan ve Dil 2

‘Göstergebilim’in Yanılgısı

“Efsanevi Dilbilimci”, “Büyük Türk Dilbilimcisi”, “Emekli Profesör” gibi kendisine yak(p)ıştırılmış “yalan” sıfatını reddetme cesareti gösteremeyen Yusuf Aksu; çevirmen, dilbilimci, romancı, öykücü Tahsin Yücel’in elinde Yalan romanının bir “antikahraman”ı olarak, yaşamın tüm yalanlarının nasıl oluşturulup sürdürüldüğünün bir “göstergesi” ve toplumsal ikiyüzlülüğün açıklayıcı bir parodisi olur çıkar.

Okumaya devam et “Yalan ve Dil 2”

Romantizm: Edebiyatta “Fransız İhtilali”

Parlak Yıldız/Bright Star

“Yaşlı Romantik” bir paradokstur! Yoğun duygular ve duyarlıklar içinde hayat Romantiklere yaşlanma fırsatı vermez çünkü; genç yaşta çekip giderler dünyamızdan, arkalarında derin izler bırakarak John Keats gibi. Romantizmin kendisi de uzun ömürlü olamayacak kadar coşkuludur. 50 yıl kadar etkili olduktan sonra kazanımlarını edebiyat dünyasına bırakarak geri çekilmeye başlar. Klasisizmi geri dönülmez biçimde tarihten silen Romantizm, Modernizm’in karşısında aynı sonu yaşar...  

Okumaya devam et “Romantizm: Edebiyatta “Fransız İhtilali””

“Korkma!”

İstiklal Marşı’nın Kabulünün 101. Yılı

Vatan türkümüz, 101 yıldır bize “Korkma!” diyerek sömürgecilik karşısında ulusal bağımsızlığımızı korumak, iki ayağımız üstünde durabilmek görev ve cesaretini veriyor. Ulusumuz 101 yıl önce “Korkma!”dı, 101 yıl sonra da korkmayacaktır!

Okumaya devam et ““Korkma!””