‘Aşkın Gözü’ kör değil!

FİLM BETİMLEME YAZARLIĞI

19. yüzyılın sonunda sessiz doğan sinema 30 yılda seslendi, 50 yılda tümüyle renklendi ve 100 yılda dijitalleşti. Japon sessiz sineması yüz yıl önce benşilerle toplumun mümkün olan en geniş kesimine ulaşmanın yolunu bulmuştu. Kawase’nin Hikari’si üzerinden soruyoruz: Neden sesli betimleme metin yazarları da benzer bir işlevle sinema sanatını daha erişilebilir kılan anlatım ustası edebiyatçılar olmasınlar?

Okumaya devam et “‘Aşkın Gözü’ kör değil!”

Gerilimden Sanat Yapan Yönetmen HITCHCOCK

Giderek daha gerilimli, çatışmalı bir zeminde ve zamandayız. Emperyalizm belası yüzünden dünyanın birçok yerinde insanların çoğu, korku türünde bir filmin karakterleri gibi yürekleri ağızlarında yaşıyor. Geri kalanları ise gerilim dolu bu filmi bir sinema salonunda sessizce izliyor, tıpkı bir Hitchcock filmi izliyor gibi…

Okumaya devam et “Gerilimden Sanat Yapan Yönetmen HITCHCOCK”

“Yaraları Boyamak”

ADOLESCENCE/ERGENLİK,2025

Yaşamda rekabeti, eğitimde yarışmayı, toplumsal ilişkilerde sınıfsallığı ve ayrımcılığı meşru gören kapitalizmin ürettiği sonuçları, sistem içinde ortadan kaldırabilmeyi ummak, boş bir hayal olmakla birlikte; bütün suçu sisteme yıkıp elini kolunu bağlayarak oturup beklemek de en başta sorumlu ve duyarlı eğitimciler için var olma nedeninin inkârıdır.

Okumaya devam et ““Yaraları Boyamak””

Dostoyevski Perdesinde Demirkubuz Filmleri

Marks, kişisel olarak kralcı ve muhafazakâr bir yazar olan Balzac’ı “gerçekliğin en büyük sosyoloğu” olarak nitelendirir ve Kapital’de bile onun karakterlerine atıfta bulunur. Balzac’ı Marks gibi okumak; sanatın ve edebiyatın toplumsal bir laboratuvar olduğunu görebilmektir. Değilse Dostoyevski perdesinde Zeki Demirkubuz filmlerini doğru anlamak olanaksızdır.

Okumaya devam et “Dostoyevski Perdesinde Demirkubuz Filmleri”

Hayatın ve Sanatın Aslı ile Kopyası

COPIE CONFORME/ASLI GİBİDİR

“Akbank Sanat, kopya esere verildiği ortaya çıkan ‘Günümüz Sanatçısı Ödülü’nü geri aldı!” Bir gazetenin, yabancısı olmadığımız kütür-sanat haberlerinden birinin başlığı bu. O halde “Aslı Gibidir”i konuşabiliriz…

Okumaya devam et “Hayatın ve Sanatın Aslı ile Kopyası”

Hapishane Duvarını Sanatla Yıkmak

SEZAR ÖLMELİ/CAESAR DEVE MORIRE

Uyarı: Paola ve Vittorio Taviani Kardeşler’in “Sezar Ölmeli” adlı filmlerini incelediğimiz bu metinde suç, güç, iktidar, denetim kavramları arasında; insanın karmaşık doğası ve tarih, sanat, tiyatro-sinema ilişkileri içinde dolaşacağız. Yazıda adı geçen olgu, olay ve kişiler gerçek de olsa, filmin ülkemizde yaşananlarla hiçbir ilgisi yoktur.

Okumaya devam et “Hapishane Duvarını Sanatla Yıkmak”

Nesibe’yi Kurtarmak

FÜRUZAN/BENİM SİNEMALARIM

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… Yazarı, yönetmeni, baş karakteri kadın olan Benim Sinemalarım’ın temiz yürekli Nesibe’sinin, filmler aracılığıyla kurduğu ve peşinde koştuğu, yaşanası bir dünya hayalinin gerçekleşmesi umuduyla kutlu olsun!

Okumaya devam et “Nesibe’yi Kurtarmak”

Felsefe-Sinema Köprüsünde Wittgenstein

Anlamlandırma olanakları ve araçlarının farklılığı nedeniyle, sinema – felsefe ilişkisi sorunlu bir ilişki olsa da beyazperde veya ekranda felsefenin izini sürmek; idrak yolları tıkanması yaşadığımız günümüzde, toplumca yakalandığımız anlam yitimi hastalığıyla başa çıkmak için bir fırsat yaratıyor. Ta ki sinemayla felsefe yapmanın, aslında felsefeyle sinema yapmak olduğu anlaşılsın ve Jarman’ın Wittgenstein’i buna bir örnek olsun…

Okumaya devam et “Felsefe-Sinema Köprüsünde Wittgenstein”

İkiliği Felsefeyle, Sanatla Aşmak

BELA TARR, TORİNO ATI

Gerçek ile kurgunun sınırlarındaki silinme, yaşam için derin bir kaos ve insan için geniş bir anlamsızlık üretiyor. Bu yazı, toplumsal olgulardan hareket edip Nietzsche’nin düşünce dünyasından geçerek Bela Tarr’ın sinema evreninde kapitalizmin yarattığı kaosu ortadan kaldırmanın olanaklarını arıyor.

Okumaya devam et “İkiliği Felsefeyle, Sanatla Aşmak”

Gerçekliğin Kırk Tonu

RAŞOMON

Akutagava’nın yüz yıl önce yazdığı Yabu no Naka adlı öyküsünün Haydut’u, “Ben birini öldürürken kılıcımı kullanırım… Siz insanları nüfuzunuzla, paranızla, süslü sözlerinizle, çalıştıra çalıştıra öldürürsünüz. Kan akıtmadan bir güzel becerirsiniz bu işi! Söyleyin bakalım, sizinkiler mi, benim ki mi daha ağır suçtur?” diyor. Kurosava’nın Raşomon’da aradığı gerçekliğin en doğru, en yalın ve en içten ifadesidir bu, yüz yıl sonra da…

Okumaya devam et “Gerçekliğin Kırk Tonu”