İki Venedik, İki Ölüm

EDEBİYATTA VE SİNEMADA

Aynı hikâye iki farklı yapıtta iki ayrı ideolojik düzlem yaratıyor: Venedik’te Ölüm, Thomas Mann’ın romanında alegorik bir yaklaşımla modern öznenin yabancılaşması ve kırılganlığına; Visconti’nin kadrajında burjuva kültürünün ve estetik ideallerinin güçlü bir görsel eleştirisine dönüşüyor…

Okumaya devam et “İki Venedik, İki Ölüm”

İran Sinemasının Kadın Çekirgeleri

FAEZEH AZİZKHANİ/MALAKH

Çekirge, İranlı kadınların hak arama mücadelesindeki çekingen cesareti gibi hem cesur hem kırılgan! Cesur, çünkü meta anlatısı ve otobiyografik derinliği onu özgün kılıyor, kadın sanatçıların mücadelesini hem kişisel hem de evrensel bir perspektiften aktarıyor. Kusurlu, çünkü diyalog yoğunluğu ve kaotik ritim, oldukça yorucu bir seyir deneyimi sunuyor.

Okumaya devam et “İran Sinemasının Kadın Çekirgeleri”

Sanatın Özgürlük ve Özerklik Mücadelesi

TOUS LES MATINS DU MONDE / DÜNYANIN BÜTÜN SABAHLARI

Biri, saray müzisyeni olarak ün kazanmış, ancak bireysel ve sanatsal özgürlükten çok kraliyet protokolüne bağlı kalmış; diğeri, sarayın bir lütuf gibi sunduğu bu statüyü reddederek bağımsızlık ilan etmiştir. Bu iki sanatçı tavrı, birey-toplum, otorite-sanat ilişkisinin uyum ve çatışma içeren ikili bir yansımasıdır.

Okumaya devam et “Sanatın Özgürlük ve Özerklik Mücadelesi”

Sosyal Laboratuvar Olarak Okul

ÖĞRETMENLER ODASI/DAS LEHRERZIMMER

Okul sosyal mikro kozmostur, toplumda yaşananların küçük bir yansıması yani. O yansımada, öğrencilerle arasında, 0,9 ile 1 arasındaki kadar bile boşluk olmayan öğretmenin uygulayacağı küçük bir kuvvet, bütün domino taşlarını devirebilir…

Okumaya devam et “Sosyal Laboratuvar Olarak Okul”

Uzun Filmin Kısası…

KISA META FİLM ANTOLOJİLERİ

Sanatta üst anlatı, kendi gizlerini ifşa etmekten çekinmeyen saf ve doğrucu çocuktur, kurgusuz ve dolaysız! Kısacık sürelerde çok uzun hikâyeler anlatan kısa meta filmler de kamerayı kendilerine çevirip bir üst anlatı kurduklarında, içlerini dökerek seyirciye “Ne olur beni anlayın!” der gibidirler…

Okumaya devam et “Uzun Filmin Kısası…”

Anadolu Rock ve Cem Karaca’nın Gözyaşları

Cem Karaca’nın eksik biyografisi bile, doğası gereği “eksiltili” bir ifade biçimi olan sinemayla sanatçıdan bize bütünlüklü bir miras bırakmayı başarıyor; o miras Anadolu kültürü, vatan sevgisi ve emek saygısıyla günümüzde de değerini koruyor…

Okumaya devam et “Anadolu Rock ve Cem Karaca’nın Gözyaşları”

Edebiyat-Sinema İlişkisi Bağlamında Benşilik ve Film Betimleme Yazarlığı

Edebiyat-sinema ilişkisi denince, iki sanatın dramatik yapı ortaklığı ve edebiyattan sinemaya uyarlamalar akla geliyor. Bu ilişkide sinema, edebiyatı kendi diline dönüştürüyor. Oysa yıllar önce benşiler ve bugün de film betimleme yazarları, sinemanın dilini edebiyatın diline çevirerek onu daha erişebilir ve daha sosyal kıldılar, kılıyorlar

Okumaya devam et “Edebiyat-Sinema İlişkisi Bağlamında Benşilik ve Film Betimleme Yazarlığı”

Eğitimin Sınıfsallığı ve Kerkenezin Eğitimi

KES, KEN LOACH

Kapitalist sistemin rekabetçi, yarışmacı eğitimi, burjuva sınıfının sınavlara daha iyi hazırlanabilen avantajlı çocuklarına “nitelikli” eğitim sağlayıp avantajlı iş olanakları yaratır. Onlar da bu avantajlarını kendi çocuklarına aktararak çarkın dönmesine süreklilik katar… Bütün kapitalist ülkelerde; Türkiye dahil!

Okumaya devam et “Eğitimin Sınıfsallığı ve Kerkenezin Eğitimi”

Bir Kültür Devrimi Anlatısı

ÖZSOY OPERASI VE BİR CUMHURİYET ŞARKISI

Özsoy Operası, Şehnâme’nin ulusal sınırları çizen anlatısını, evrensel bir kardeşlik ve barış mesajı için bir araç olarak yeniden kurgularken yarattığı vizyonla, “Atatürk, Yurtta sulh, cihanda sulh diyerek bir barış mesajı vermemiş aslında…” diyen ufuksuzluğa, 90 yıl önce hak ettiği yanıtı vermiş görünmektedir… Bir Cumhuriyet Şarkısı, sadece bu nedenle bile alkışı hak eder!

Okumaya devam et “Bir Kültür Devrimi Anlatısı”

Bergman Sinemasında “Kötülük Problemi”

Çağımızın “kötülük problemi”, kötülüğün kanıksanması, normalleşmesidir. Egemen ideolojinin ürettiği mikrop, en yakın ilişkierimize bulaşmışken, felsefenin yanına sosyolojiyi de koyarak “problemi” yeniden tanımlamak kaçınılmazdır. Üstelik Bergman sineması bunun için iyi bir olanak…

Okumaya devam et “Bergman Sinemasında “Kötülük Problemi””