Eğitimin Süpermen’i Özel Okullar mı?

Dünyada değilse de ülkemizde pandemiden en çok zararı çocuklarımızın eğitimi gördü, görüyor. Ekonominin, turizm sektörünün üstüne titrenilen bu süreçte eğitim politikalarındaki ciddiyetsizlik ne yazık ki devam ediyor. Veliyi özel öğretimin kucağına iten eğitim yönetimi, nitelikli eğitime erişimde eşitsizliği “telafi edilemeyecek” denli derinleştiriyor. Peki, özel okul çare mi? Gelin sorunun yanıtını Davis Guggenheim’in belgesel filmi Waiting for Superman’ı (Süpermen’i Beklerken) izlerken bir kere daha düşünelim!

Süpermeni Beklerken / Waiting for Superman

Bir Durum Saptaması

“Dört kurabiyem olsaydı ve ben ikisini yeseydim, yüzde kaçını yemiş olurdum?” Amerikalı siyahi ortaokul öğrencisi düşünüyor, soruyu kafasında gezdiriyor. Tavana bakıyor, parmaklarından yardım alıyor. Bunun için içler dışlar çarpımı yapmak gerektiğini söylüyor. İşlemi, içten seslendirerek dıştan yapmaya çalışıyor ve bir süre sonra yanıtlıyor: “Tam olarak %50’sini yemiş olursun.” Yüzünde gurur ve mutlu bir gülümseme…

Okumaya devam et “Eğitimin Süpermen’i Özel Okullar mı?”

Vurun Kahpeye!

Bugün 27 Ağustos, 98 yıl önce 26 Ağustos’ta işgalci güçlere karşı Afyon’da başlayan, kutlanması bir virüs kadarcık bahaneyle yasaklanan 30 Ağustos destanıyla sonuçlanan büyük taarruzun ikinci günü. Kuruluşun kapısını açan bu kurtuluş sürecinin ilk adımlarını Halide Edip’in kalemi, Lütfi Akad’ın kamerası üzerinden bir kere daha anımsamakta yarar var. Ne dersiniz?

Kurucu Edebiyattan Sinemaya

Türk Sineması ve Eğitim

Doğruyu söylemek gerekirse, günümüz Türk sineması eğitim filmleri bakımından tam bir çöl! Türk sineması perdelerini, eğitim konusuna birkaç “Hababam”la kapatmış görünüyor. Son yıllarda paradigmaları köklü bir biçimde sarsılan eğitim sistemine ve doğurduğu can yakıcı sonuçlara sinemacılarımızın uzak durması, bu çağ sanatı için büyük (k)ayıp, eğitimimiz için eksikliktir.

Okumaya devam et “Vurun Kahpeye!”

3 Idiots / 3 Aptal

Hindistan sinemasının ülkemizde de sevilen, üretken yıldızlarından Aamir Khan bir kez daha Türkiye’de. Khan, ‎Don Burgess’in yönettiği, 1994 ABD yapımı ‘Forrest Gump’ filminin bir yeniden uyarlaması olan ‘Laal Singh Chaddha’nın koronavirüs salgını nedeniyle yarıda kalan çekimlerini Niğde’nin Çamardı ilçesindeki Aladağlar ve Demirkazık dağında tamamlayacak. Bollywood sinemasının ünlü starı Khan, ülkemizde daha çok eğitimin kanayan yarasına, sistem içi değerler çerçevesinde parmak bastığı Yerdeki Yıldızlar (Taare Zameen Par, 2007) ve 3 Aptal (3 Idiots, 2009) ile tanınıyor. Sevilen Hintli yönetmen ve oyuncu ülkemizdeyken ve şu günlerde yüz binlerce üniversite adayı üniversite seçimi ile ilgili kararlarını oluşturmak üzereyken, üniversite eğitiminin ne olduğu ve ne olması gerektiği üzerine bir kara komedi olan “3 Idiots”u bir kere daha izlemeye var mısınız?
Başlayalım öyleyse…

Okumaya devam et “3 Idiots / 3 Aptal”

250. Yaşında Beethoven’i “Anna”mak

Bugün 30 Haziran. Bütün dünyanın başından beri COVID-19 belasıyla mücadele ettiği 2020’nin ilk yarısının son günü. 2020, hem yaşadığı çağın hem sonrasının müziğini etkilemiş bir besteci olan, 16 Aralık 1770’te Almanya’nın Bonn kentinde doğan Ludwig van Beethoven’in 250. yaşı. Alman parlamentosu 2020’yi “Beethoven Yılı” ilan etti. Bu nedenle yıl boyunca Bonn’da ve her yerde Beethoven etkinlikleri yapılıyor ve yapılacak. İnsanlık her zaman en derin çıkmazlarından kendisini bir ileri çağa taşıyan devrimlerle kurtuldu ve o devrimlerin sanatçılarıyla. Beethoven’i bu duygularla “Copying Beethoven” filmine yansıyan sanatıyla anlıyor ve anıyoruz.

(Bu yazıyı Beethoven’in 9. Senfoni’si eşliğinde okumanız önerilir.)

Tanrının Sekreteri

__ Ee? Ne düşünüyorsun? Dürüst ol, düşüncelerine değer veriyorum!

__ Bence kötü olmuş!

__ Benim amacım senin güzellik anlayışına meydan okumak! Müziğe çirkin ve marazi olanı katıyorum. İnsanın bağırsaklarından geçmeden ilahi olana nasıl ulaşırsın ki? (…) Burada, Tanrı burada işte. Beyinde, ruhta değil, bağırsaklarda; çünkü burası insanın hissettiği yerdir. Bağırsaklar göğe doğru kıvrılır ve dolanır. Onlar aydınlanmaya beyinden daha yakındır. Botlarına bok bulaşmadan başın göğe ermez! (Anna’yı dans etmeye zorlar…)

__ Affedersin, anlamıyorum Maestro!

__ Anlayamazsın elbette!  Bu, anlamakla ilgili değil; eserlerimi yaşaman gerek. Bu bir dil Anna Holtz, benim icat ettiğim yeni bir dil! İnsanın Tanrıya dair deneyimlerini, benim deneyimlerimi anlatan bir dil. Sen de onun için gönderildin bana, bu dili yazmak için! Sen Tanrı’nın sekreterisin! Benim aracılığımla onun dudaklarını okuyorsun…

Okumaya devam et “250. Yaşında Beethoven’i “Anna”mak”

Hayatla Sanatın Ortasında

The Red Shoes / Kırmızı Pabuçlar

Tunca Arslan’ın Yeni Sanat’ın Aralık 1973 tarihli sayısından aktardığı, sinema yazarı Mehmet Kılıç gibi “Sinema da öyle… Burjuvazinin kendini eğlendirmek için icat ettiği bir şey, onu da sevmiyorum…” (Eleştirmenleri Vurun, 2017) diye düşünüyorsanız, ne bu filmi seyredin ne bu yazıyı okuyun!

Okumaya devam et “Hayatla Sanatın Ortasında”