İyilik Bul İyilik Yap

Pay It Forward

Bir adam, hiç tanımadığı bir gazeteciye son model arabasını veriyor. Bu gazeteci, gazetecilik gücünü kullanarak tanıdığı bürokratı tanımadığı bir zenci genci cezaevinden kurtarması için ikna ediyor. Bu zenci genç, kolunda derin bir bıçak yarası olduğu halde, hastanede muayene sırasını tanımadığı astımlı bir çocuğa verip onun hayatını kurtarıyor. 11 yaşında bir çocuk, aç biilaç sokaklarda yaşayan tanımadığı genç bir adama kendi işini kurması için kişisel serveti olan biriktirdiği harçlıklarını veriyor. Bu genç adam, köprüde intihara kalkışan hiç tanımadığı bir kadını yalvar yakar ikna ediyor ve hayata döndürüyor…

Pay It Forward Filminin Afişi

Neler oluyor böyle? İnsanlar topyekûn insafa geldi de bütün kötülüklerle mücadele mi ediyorlar? Yardıma muhtaç bireyleri teker teker kurtarmak için ekonomik eşitsizliklere, sosyal olumsuzluklara karşı savaş açtılar da cepheye kucak dolusu iyilik mermiler mi taşıyorlar? Yoksa kapitalizmin çoktan çürüttüğü insani değerler, yeniden filizlendi de merhamet mi salıyor bütün kalplere?

İlk paragraftaki eylemlerle ilgili ikinci paragraftaki soruları sormamıza, ABD yapımı Pay It Forward (2000) filmi neden oluyor. Hikâyesini, kitapları Amerika ve İngiltere’de çok satanlar listesinden eksik olmayan, kısa öykü ve roman yazarı Catherine Ryan Hyde’nin aynı adlı romanından alan filmin adı İngilizce bir deyim: “İleri öde”. Dilimize “İyilik eden iyilik bulur.” atasözünün esiniyle “İyilik Bul, İyilik Yap!” biçiminde çevrilen Pay It Forward’ı, Barışçı (1997), Derin Darbe (1998) ve en son Eşitlik Savaşçısı (2018) ile tanıdığımız, aksiyon türüne meraklı, sinemaya kadın bakış açısını taşıyan, savaş karşıtı ve feminist Mimi Leder yönetiyor.

Genellikle sosyoekonomik yönden dezavantajlı okulların sorunlu öğrencilerini ve onlarla baş etmeye çalışan yetenekli, azimli, fedakâr öğretmenleri merkeze alan eğitim/okul/öğrenci odaklı filmlerinden ayrı olarak Pay It Forward, bir ortaokuldaki öğrencilerin sosyal projelerdeki çabalarına odaklanıyor.

Olup biteni anlamak için dört ay öncesine, okulun açıldığı ilk güne dönüyoruz: 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersindeyiz. Öğrenciler sınıftaki yerlerini alırken öğretmen tahtada haritayla meşgul. Herkes yerine oturunca sınıfa dönüyor, gürültü birden kesiliyor: “Benim adım Simonet. 7. sınıfa hoş geldiniz!” Eugene Simonet (Kevin Spacey) yalnız yaşayan, duygusal ve fiziksel olarak yaralı bir adam. Öğrencilerin dikkatini ilk çeken yüzündeki yanık izleri oluyor. Öğrencilerini, ortaokulun liseye giderken geçilen bir sırat köprüsü olduğu, yoğun ve disiplinli bir çalışma gerektirdiği konusunda uyarıp derse dönüyor:

“Ya dünya, sizin için kocaman bir hayal kırıklığıysa?”

Dünyayı Kıçının Üstüne Oturtmak

“Şimdi… Bu, Sosyal Bilgiler dersi. Yani siz ve dünya ile ilgili. Dışarıda bir dünya var. Onunla karşılaşmak istemeseniz de günün birinde yüzünüze çarpacak. En iyisi dünya hakkında şimdiden düşünmeye başlayın… Haydi… Biraz katılım istiyorum. Siz sadece bu sınıftan çıkmak mı istiyorsunuz? Ya eviniz, sokağınız? Daha ileri gitmek isteyen yok mu? Bu şehrin dışında olanları düşünmüyor musunuz? Haberleri izliyor musunuz? Pekala, demek henüz global düşünmüyoruz. Peki niye?” İçlerinden biri “Çünkü 11 yaşındayız!” diye yanıtlıyor. Bu, az önce okula girerken birkaç öğrencinin içeri gizlice suç aleti olan bir bıçağı sokmalarına tanık olan, sataştıkları bir yaşıtını onlardan uzaklaştıran Trevor (Haley Joel Osment). İki ayrı işte çalışan, alkolik annesi Arlene (Helen Hunt) ile yaşıyor, ama kişisel her türlü ihtiyacını kendisi karşılıyor.    

 “Belki Trevor haklı.” diyor öğretmen, “Neden dünyayı düşünelim ki? Sonuçta dünyanın bizden beklentisi ne? Hiçbir şey… Burada takılıp kalmışsınız… Fakat sonsuza dek değil, bir gün özgür olacaksınız… Ya dünya, sizin için kocaman bir hayal kırıklığıysa?” Bir başkasından alaycı bir yanıt: “Ayvayı yeriz!” “Tabi ki,” diye devam ediyor öğretmen, “ama dünyanın beğenmediğiniz yanlarını kuyruğundan tuttuğunuz gibi ters çevirir ve kıçının üstüne oturtursanız, o başka! Bunu yapmaya başlayın… Hemen bugün!” Haritayı yukarı çekip tahtaya yazdığını gösteriyor. “Bu, sizin ödeviniz olacak! Fazladan not alacaksınız ve yıl boyunca devam edecek!” diye ekliyor.

Sınıftan itiraz sesleri yükseliyor: “Yani bu çok…” “Çok ne? Bu cümleyi bitireceğin bir sözcük olmalı.” diyor Öğretmen Simonet. “Tuhaf”, “Çılgınca”, “Zor”, “Saçma”, “Kötü”… “Mümkün”e ne dersiniz? Bu mümkündür! İmkânlar dünyası… Nerede?” İşaret parmağını şakağına koyuyor.  “Burada! Yapabilirsiniz… Ya da arkanıza yaslanır, körelmesini beklersiniz… Sorusu olan?” Kamera tahtada yazan ödev konusuna zum yapıyor: “Dünyamızı değiştirecek bir fikir düşünün ve onu EYLEME geçirin!”     

Sosyal Projeler

“Bu ben… onlara yardım edeceğim…”

Kısa bir tasarlama aşamasından sonra öğrenciler sosyal projelerini hayata geçirmeye koyuluyorlar ve gelişmeler hakkında sınıflarında paylaşımlarda bulunuyorlar. Trevor tahtada, bir çember çiziyor, “Bu ben.” ve altına üç çember daha. “Onlara yardım edeceğim… Ama tek başlarına yapamayacakları önemli bir şey olmalı… Onların da her biri başka üç kişiye yardım edecekler… Dokuz ediyor…” Görüntü bu yardım zincirinin diğer halkasındaki Jerry’ye (Jim Caviezel) ulanıyor, o da Trevor’un açıklamasını sürdürüyor: “… Bu da 27 ediyor. Matematiğim pek iyi değil, ama kısa sürede çok artıyor, biliyor musun?” Kamera tekrar sınıfa dönüyor, öğrenciler sırayla projelerini paylaşıyorlar: “Başkan’ı aradım, kirlilik hakkında konuşmak için. Annem bizi fişleyeceklerini söyledi ve telefonu kapattı.” diyor biri. Bir başkası, süpermarkete geri dönüşüm ilanları koyduğunu söylüyor. Dünyayı yörüngesinden çıkarmak için Çince bir web sitesi kurup Çin’deki çocukları aynı anda zıplamaya ikna edecek asiler bile var!

Trevor’un projesiyle olay örgüsüne katılan birçok insanın alt hikâyelerine tanık olduğumuz filmin Leslie Dixon imzalı başarılı senaryosu, esas olarak Trevor ile öğretmeni Simonet’in aile dramlarına yoğunlaşıyor. Evi terk etmiş alkolik babanın Trevor’a yönelen şiddeti ile Simonet’in üzerine benzin döküp yakacak seviyeye yükselen baba şiddeti paralelleşiyor. Sokakta yaşayan insanların trajedilerinde didaktizmle hüznü ustaca dengeleyen film, başarılı bir yönetimin yanı sıra Oscar’lı Kevin Spacey ve Helen Hunt ile Oscar adayı harika çocuk Haley’in olağanüstü oyunculuğuyla övgüyü hak ediyor. Bu başarıya, temaya uygun özgün besteleriyle Thomas Newman da çok önemli bir katkıda bulunuyor.

Bireyin Rolü

Bizim inanç destekli “İyilik eden iyilik bulur” atasözümüzün söz dizilişini tersine çevirerek determinist bir temele oturtan “İyilik bul iyilik yap” temasının toplumsal gelişmelerde birey iradesine tanıdığı referans, sosyoloji biliminin ilkeleri zemininde irdelenmeye muhtaç görünüyor. Burada temel soru, bireylerin toplumsal ilişkileri iradi olarak etkileyip etkileyemeyecekleri ve bunun sınırlarıyla ilgili: Öznel yetenekli bireyler, sosyal gelişmelerde hangi koşullar altında ve ne kadar etkin olabilirler?

G. V. Plehanov, Tarihte Bireyin Rolü

Sorunun yanıtını tarih felsefesi çerçevesinde Marksist G. V. Plehanov, 1898’de Nauchnoye Obozrenie dergisinde yayımlanan Tarihte Bireyin Rolü başlıklı makalesinde şöyle formüle ediyor: “A olgusunun gerçekleşmesi için gerekli S koşulları, a’ya eşit olan benim etkinliklerimi de içeriyor ise ve ben derin uykuya dalmışsam, T zamanı geldiğinde söz konusu A olgusunun gerçekleşmesi için gerekli koşullar toplamı S-a olacaktır.” (Kaynak Yay. 1982)  Öyleyse biz de birey iradesinin tarihsel ve toplumsal koşullara uygun düştüğü durumlarda önemli bir etken olduğunu, hele günümüzde bilimin ulaştığı düzey ve teknolojinin sağladığı sosyal iletişimin olanakları düşünüldüğünde bu etkiyi, derin uykuda değilsek, “S+xa” biçiminde ifade edebileceğimizi ekleyebiliriz!

Tersi bir kavrayışla ‘Bireysel çaba ve irademizle elde edebileceğimiz başarılar, mevcut sistemi meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz.’ yaklaşımı; kaba, mekanik bir Marksizm anlayışına ve kolaycılığa yuvarlar bizi. Hele sosyal duyarlıkları yüksek öğretmenler, yarının toplumunda etkin olacak bireylerin öznel yeteneklerini ve inisiyatiflerini desteklerken böyle bir sorumluluktan kaçamazlar. Mimi Leder’in Pay It Forward’da ortaya koyduğu tezi bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Bir İnsanı Tamir Etmek

Filmin açılış sahnesinde zincirin bir halkasında yer alan gazeteci Chris Chandler (Jay Mohr), İyilik Bul İyilik Yap zinciri bütün ülkeye yayılınca, ilk halkayı bulmak için yola çıkıyor ve sonunda Trevor’a ulaşıyor:

“… ve aileyi onarmak”

-İyilik Bul İyilik Yap Hareketi’ni başlattın. Kendinle gurur duymuyor musun?

-Hayır… Şey… Galiba duyuyorum. Sosyal Bilgiler’den A aldım… Fakat sadece çabam için… Yapmak istediklerim işe yaramadı… Bazıları bir şeylerin değişebileceğinden korkuyor sanırım… Dünya tümüyle berbat değil, ama her şeyin böyle olmasına alışmış insanlar için değişmek zor… Bu yüzden pes ediyorlar ve kaybediyorlar…”

Bu röportajın devamını Trevor, okulun ilk günü eli bıçaklı öğrencilerden uzaklaştırdığı yaşıtını, yine onların elinden kurtarmak isterken bıçaklanarak öldürüldükten sonra izliyoruz:

“-Bisikletinizden daha önemli bir şeyi tamir etmek için büyük fırsat: Bir insanı tamir edebilirsiniz!”

-12. yaş günü dileğin, herkesin bulduğu iyiliği diğerine iletmesi mi?

-Artık bunu isteyemem…

-Neden?

-Mumları söndürdüm!   

Ama öğretmenler mumlarını asla üflemezler!

“İyilik Bul İyilik Yap” için bir yorum

  1. Dünyanın tümü berbat değil mutlaka iyileri de var, dileğim iyiler çoğalır kötüler yok olur bir gün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.